“7/7 – Yedi Yediyi Bölünce” sergisi, 7 Temmuz – 7 Eylül 2026 tarihleri arasında Artmahall Kabataş’ta sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, yedi sanatçının eserlerini bir araya getirirken, çağdaş yaşamın kolektif doğasını merkezine alıyor.
Derya Aydoğan’ın küratörlüğünü üstlendiği sergide, Lütfü Kaplanoğlu, Seval Yıldız Tekin, Alper Efe Gümüş, Melisa Uzun, Esra Doğa Ertaş, Ece Albayrak ve Ildem Ünver’in eserleri yer alıyor. Serginin merkezinde yer alan yedi sayısı, farklı kültürlerde tamlık, denge, döngüler ve uyum ile ilişkilendiriliyor. Ancak sergi, bu sembolü basit bir şekilde ele almaktan ziyade, bireyin daha büyük bir kolektif içerisindeki varoluşunu sorgulamak için bir başlangıç noktası olarak kullanıyor.
Sergi, her sanatçının pratiğini ortak bir dokunun farklı lifleri olarak görüyor. Sanatçıların kendine özgü ifade biçimleri, kolektif bir anlatı oluşturarak, karşılaşmaların, bağlantıların ve ilişkilerin bütünü dönüştürebileceğini öne sürüyor. Bu bağlamda, yediyi yediye böldüğümüzde ortaya çıkan “bir”, sadece matematiksel bir sonuçtan fazlasını temsil ediyor; birlikte inşa edilmiş bir varoluşun sembolüne dönüşüyor.
İngiliz şair John Donne’un ünlü 1624 tarihli dizeleri, “Hiçbir insan tamamen kendine ait bir ada değildir,” bu düşünceleri destekliyor. Dört yüzyıl sonra, dijital ağlar, ekolojik krizler, kültürel dolaşım, göç ve kolektif hafızayla şekillenen bir dünyada, bu fikir daha da geçerlilik kazanıyor.
“7/7 – Yedi Yediyi Bölünce” sergisi, insanın yalnızca birey olarak değil, sürekli evrilen ilişkiler ağı içinde var olduğunu vurgulayarak izleyicileri, görünüşte basit bir matematik önermesinde düşünmeye davet ediyor: Yediyi yediye böldüğümüzde geriye kalan gerçekten sadece “bir” midir?
Bu sergide yedi sayısı, uzun bir sembolik anlamlar tarihine sahip. Yedi nota, yedi renk, yedi gün ve yedi kıta, farklı kültürel geleneklerde tamlık ve uyum ile ilişkili olarak bu sayının çağrışımlarına katkıda bulunuyor. “7/7 – Yedi Yediyi Bölünce”, bu çağrışımları çağdaş yaşam perspektifinden yeniden ele alıyor. Yedi sanatçının farklı pratikleri ve ifade biçimleri, ortak bir fikrin birbirine bağlı katmanları olarak sunuluyor.
Bu yaklaşım, antropolog Tim Ingold’un dünyayı ayrı nesneler koleksiyonu değil, sürekli dokunmakta olan ilişkiler ağı olarak anlama biçimini yansıtıyor. Ayrıca, Dolores Cannon’ın “Ölüm ve Hayat Arasında” adlı eserindeki sayısız rengin oluşturduğu bir dokuma metaforunu hatırlatıyor.
Tüm bu fikirler, serginin temel varsayımını güçlendiriyor: “Bir” olmak, yalnızca yalnız veya tekdüze olmamak anlamına gelmez. Bunun yerine, farklılıklar, bağlantılar ve çeşitlilik aracılığıyla birlikte bir varoluş alanı yaratmayı ifade edebilir.
“7/7 – Yedi Yediyi Bölünce” sergisi, 7 Eylül 2026 tarihine kadar Artmahall Kabataş’ta ziyaret edilebiliyor.
