Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, enerji şoklarının enflasyon üzerindeki uzun süreli etkileri konusunda uyarılarda bulundu. Karahan, maliyet baskılarının ücretlere ve fiyatlara yansıması durumunda enerji şoklarının kalıcı etkilerinin olabileceğini belirtti. Tekrarlayan arz kesintilerinin, yetkililerin fiyat artışlarını kontrol etmekte zorlanmalarına neden olabileceğini ifade etti.
Budapeşte’deki bir zirvede konuşan Karahan, merkez bankalarının enerji şoklarının başlangıç etkilerini zamanında ve sıkı önlemlerle sınırlayabileceğini, ancak ikinci tur etkilerin dikkatli bir şekilde izlenmesi gerektiğini belirtti.
Son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırıları, arz kesintisi korkularını artırarak petrol fiyatlarını hızlı bir şekilde yükseltti. Ağustos ayından bu yana Orta Doğu’daki askeri, nakliyat ve enerji varlıklarına yönelik saldırılar ise petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasına neden oldu ve fiyat artışlarıyla ilgili kaygıları yeniden gündeme getirdi.
Karahan, merkez bankalarının ekonomik aksaklıklara alışık olduğunu, ancak mevcut şokların önceki dönemlere göre daha uzun sürdüğünü vurguladı. Global üretim yapısının son 20-30 yılda önemli ölçüde değiştiğini, bu durumun enerji ile ilgili arz şoklarının enflasyona yansımasını etkileyebileceğini söyledi.
Karahan, merkez bankalarının fiyatlardaki ilk hareketlerle değil, arz şoklarının enflasyon beklentileri ve fiyat davranışları üzerindeki etkileriyle de ilgilenmesi gerektiğini kaydetti. İyi bir şekilde yerleşmiş enflasyon beklentilerinin, ilk tur etkilerine yanıt verme konusunda merkez bankalarına daha fazla alan tanıdığını belirtti. Ancak şokların ücretlere, fiyatlara ve döviz kurlarına yayılması durumunda kontrolün zorlaştığına dikkat çekti.
Aynı zamanda, Karahan, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığını ifade etti. Enflasyon görünümündeki bozulmanın kalıcı hale gelme riskini sınırlandırmak için sıkı bir para politikası uygulamasının gerekli olabileceğine değindi.
Altın talebinin arttığını belirten Karahan, global ekonomideki parçalanmanın merkez bankalarının rezerv yönetimi kararlarını etkilediğini ifade etti. Altının, finansal varlık ve rezerv aracı olarak önemli bir rol oynamaya devam ettiğini, ancak dolara olan hakimiyetin hızlı bir şekilde değişmeyeceğini kaydetti.
Rezerv yönetiminin güvenlik, likidite ve getirinin yanı sıra erişim ile de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Karahan, piyasa stres dönemlerinde bazı likit varlıkların erişilebilir olmayabileceğini söyledi.
Karahan, Türkiye’nin finansal sisteminde altının önemli bir yer tuttuğunu ve haneler için ana tasarruf araçlarından biri olduğunu ifade etti. Yüksek altın fiyatlarının rezervlerin değerini artırsa da, kullanılan likidite miktarının artmadığını belirtti.
Sonuç olarak, global ekonomik entegrasyonun verimliliği artırdığını ve uzun yıllar boyunca disenflasyon etkileri yarattığını belirten Karahan, ancak ekonomik bağların jeopolitik rekabetin bir parçası haline gelmesiyle birlikte, karar alıcıların önceki dönemin koşullarının değişmeden devam edeceğini varsayamaması gerektiğini vurguladı.
