2022 yılı Ekim ayında, Amerikalı şarkıcı Ye, daha önceki ismiyle Kanye West, X hesabında “YAHUDİLER ÜZERİNE DEATH CON 3’a giriyorum” şeklinde bir yorum paylaştı. Böylece, Yahudilere karşı bir karşı duruş sergileyebileceğini ima etti. MAGA’nın tanınmış destekçilerinden olan bu tartışmalı sanatçı, bu ifade ile yetinmeyerek, 2025 yılı Şubat ayında “Hitler’i seviyorum, ben bir Nazi’yim” diyerek, Yahudilere karşı hoşlanmadığını ve güvenmediğini açıkça belirtti.
Bu olay, Amerikalı şarkıcı Macklemore’un, Filistin görüşüyle ilgili yaptığı açıklamalar sonrası Ed Sheeran’ın stadyum turnesinde performans sergilemesinin yasaklanması kararının ardından yeniden önem kazandı. Eleştirmenler, bu yasaklamaları “antisemitik” olarak nitelendirirken, tartışmanın merkezinde Macklemore’un yapacağı konserlerin gerçekleşeceği stadyumların çoğunun kamuya ait olması yatıyor. Macklemore’un dışlanması, kamuya ait mekanlarda siyasi ifade özgürlüğünün sınırları hakkında ciddi bir anayasal tartışma başlatıyor.
Benzer bir kampanya, sadece birkaç ay önce Ye’ye karşı da düzenlenmişti. Bu kampanya, 2023 Haziran’ında Tampa, Florida’daki Raymond James Stadyumu’nda gerçekleştirmesi beklenen iki konseri öncesinde başlamıştı. O dönemde, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Partili politikacılar, konserlerin iptal edilmesini talep etti. Tampa stadyum otoritesi, antisemitizmi kınadığını belirtirken, ifade özgürlüğüne saygı gösterileceğini ve bu nedenle konserlerin yapılmasına izin verileceğini açıkladı.
Macklemore’un yasaklanmasıyla ilgili tartışma, belirgin bir çifte standart ortaya koyuyor. Şarkıcı, “Ücretsiz Filistin” diyerek, Gazze’deki yıkımın görüntülerini paylaşıp soykırım ve apartheid gibi konulara değindiği bir konuşma yaptıktan sonra yasaklandı. Ancak aynı yerde, İsrail’e eleştirilerinin Yahudilere karşı bir nefret söylemi taşımadığını vurguladı. “Yahudi kardeşlerim ve kız kardeşlerim” diyerek, mesajının barış ve sevgi içerdiğini belirtti.
Macklemore’un yaşadığı bu olay, tek bir sanatçı veya müzik turundan çok daha öteye uzanan bir tartışma olarak değerlendiriliyor. ABD’de son haftalarda yaşanan gelişmeler, güçlü ekonomik çıkarların, İsrail ve Filistin konusundaki tartışmalar üzerindeki etkisini sorguluyor. Aynı zamanda, Amerikalı sanatçılar ve entelektüeller arasındaki daha belirgin bir direniş, İsrail karşıtı eleştirilerin antisemitizm olarak etiketlenmesini reddetmeye yönelik bir tepkidir.
Amerikan oyuncu Mark Ruffalo, Filistin haklarını destekleyen tavrı ile biliniyor ve Hollywood içinde önemli bir kampanya yürütüyor. Ancak, Paramount Skydance’in Warner Bros. Discovery’i satın almasına karşı çıktığında karşılaştığı tepkiler, bu tartışmanın sınırlarını gözler önüne seriyor. Ruffalo, eleştirilerinin antisemitizm olarak nitelendirilmesini kabul etmiyor ve bunun insanları susturmak için kullanıldığını savunuyor. Bu durum, Macklemore’a yapılan eleştirilerde de benzer bir tema sergiliyor: Eleştiriler antisemitizm olarak etiketleniyor, fakat buna karşı bir direniş ortaya çıkıyor.
Sayılar da bu değişimi gösteriyor. February’da yapılan bir Gallup anketi, Amerikalıların Filistinlilere daha fazla sempati beslediğini gösterdi. Pew Araştırma Merkezi’nin daha güncel verileri de benzer bir eğilimi yansıtıyor; İsrail hükümetine yönelik olumlu görüşler, 2022’de %47 iken bu yıl %32’ye düştü. Genç Amerikalılar arasında ise bu oran daha da belirgin. 18-29 yaş grubundaki Amerikalıların %58’i Filistinlileri olumlu bulurken, İsrail’i yalnızca %32’si olumlu değerlendiriyor.
