Son günlerde Trans-Pasifik Ortaklığı’na (CPTPP) katılma tartışmaları yeniden gündeme geldi. Hükümet, 27 Ağustos’ta sosyal tartışmalara başladı ve Kore Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Choi Tae-won, Kore-Japonya Ekonomik Topluluğu İnisiyatifi ile bağlantılı olarak katılma gereğini vurguladı. Bazı kişiler, “Bu sadece Japonya’ya daha fazla pazar bırakmak ve ticaret açığını artırmak değil mi?” diyerek temkinli bir yaklaşım sergiledi. Bu eleştiri doğru olabilir, ancak ufkumuzu genişletmemiz gerekiyor. CPTPP’ye üyelik, Kore ile Japonya arasındaki gümrük vergilerinin kaldırılmasının ötesinde, çok taraflı tedarik zincirlerine katılım meselesi olarak değerlendirilmelidir.
Japonya ile ilgili serbest ticaret anlaşmaları hakkında en dikkate değer endişe, otomotiv sektöründeki kronik ticaret açığıdır. Şu an için Japonya, bitmiş otomobillere gümrük vergisi uygulamamaktadır, ancak Kore, Japon otomobillerine %8 gümrük vergisi getirmektedir. Bu tür asimetrik gümrük vergilerine rağmen açığın devam etmesi, bir uyarı işareti olarak algılandı. Ancak yenin değer kaybına rağmen, Japon markaların ithal otomobil pazarındaki payı 2025’te %8.6 ve bu yılın ilk yarısında %7.3 olarak kaldı. Honda’nın yıl sonu itibarıyla otomobil satış işini sonlandırma kararı aldığı da belirtildi. Ancak, gümrük vergilerinin kaldırılmasının etkisini sadece pazar payındaki değişiklikle tahmin etmek mümkün değildir.
Bazı kesimler, malzemeler, parçalar ve ekipman sektöründeki ticaret açığı konusunda endişeli. Bu endişe, CPTPP’nin bir diğer önemli ekseni olan ‘menşei birikimi’ perspektifinden ele alınmalıdır. Diyelim ki, Japon malzeme ve parçaları kullanılan Kore menşeli ara mallarla üretilen nihai ürünler, Vietnam’dan Meksika’ya ihraç ediliyor. Japonya, Vietnam ve Meksika CPTPP üyesidir. Eğer Kore CPTPP dışında kalırsa, Kore menşeli ara mallar ‘offshore’ kalır. Eğer offshore ürün oranı yüksekse ve menşei standartları karşılanmazsa, Vietnam’ın nihai ürünleri genel gümrük vergisi ödemek zorunda kalır ve bu durum Vietnamlı firmaları diğer üye ülkelerden tedarik değişikliği yapmaya teşvik eder.
CPTPP’ye katılım, Kore’nin ara mallarının tercihli gümrük vergisi gerekliliklerini yerine getirmesine yardımcı olur. Eğer Vietnam, tercihli gümrük vergileri sayesinde üretimini artırırsa, tedarik zinciri güçlenir ve Kore menşeli ara mal talepleri artar. CPTPP’ye üyeliğin ekonomik etkisi, sadece Japonya ile olan ticaret açığıyla değerlendirilemez. Ayrıca, CPTPP’nin 12 üye ülkesi ile birlikte dünya gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yaklaşık %15’ini ve 600 milyonluk bir nüfusu kapsayan geniş bir ekonomik bölge oluşturduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Kore ve Japonya’nın CPTPP’ye katılımı, iki ülkenin küresel tedarik zincirini yeniden düzenleme sürecinde iş birliği yapmaları için pratik bir başlangıç noktası olarak değerlendirilmelidir.
