Lina Moey, kocası, İzlandalı dağcı John Snorri Sigurjonsson hakkında “Kenarda yaşamak zorunda” diyor. Burada bahsedilen kenar, dünyanın en zorlu dağlarından biri olan K2’nin zirvesi.
K2, Pakistan ve Çin sınırında bulunuyor ve Sigurjonsson, Amir Bar-Lev’in etkileyici belgeseli “The Last First: Winter K2″da yer alan ana karakterlerden biri. Kendisi daha önce K2’nin zirvesine yaz aylarında tırmanmışken, dört yıl aradan sonra bu kez kış aylarında zirveye çıkmayı planlıyordu.
2021 kışında, Pakistan pandemi nedeniyle sınır kısıtlamalarını hafifletince, birçok dağcı bu zorlu tırmanışta “son ilk” unvanını kazanmak için bir fırsat gördü. Ancak bu kıştaki tırmanışta toplamda yalnızca 10 dağcı zirveye ulaşabildi.
Bar-Lev’in filmi, bu zorlu tırmanışa dair ilham verici bir başarı hikayesinin ötesinde, aşırı tırmanışın tehlikeli ve yıkıcı bir şekilde ticarileşmesine odaklanıyor. Bar-Lev, belgeselde bazı yoğun ve samimi görüntüler sunarken, dramatik sonu izleyiciye bir sürpriz olarak bırakıyor.
Filmin başında, Amerikalı dağcı Colin O’Brady’nin endişeli sesi duyuluyor: “İnsanların güvenliği konusunda çok endişeliyim. Lütfen yardım edin.” Ardından, Sigurjonsson’un eşi Lina’ya ve altı çocuğuna duygusal bir veda ettiğini görüyoruz.
K2 ana kampına vardıklarında, ekip olarak ünlü Pakistanlı dağcı Ali Sadpara ve oğlu Sajid ile kaynaşıyorlar. Yavaş yavaş dağ havasına alışmaya ve zorluğun ön hazırlığını yapmaya başlıyorlar. Ancak Nepalli dağcılar, özellikle Nimsdai Purja, durumun karmaşıklaşmasına yol açıyor. Purja, kendi milli takımının başarısı için başka bir strateji izliyor ve nihayetinde diğer ekiplerle beraber zirveye ulaşma anlaşmasına rağmen yalnız hareket ediyor.
Ekip arasında bir hayal kırıklığı yaşanırken, deneyimli bir dağcının düşerek hayatını kaybetmesiyle dağcılarda moral bozukluğu baş gösteriyor. Durumun ciddiyeti artarken, Pakistan hükümeti de iki vatandaşını gösterme baskısını artırıyor. Buna rağmen, tırmanışın en büyük sorumlusu olan Seven Summit Treks isimli seyahat şirketinin az deneyime sahip ve kötü donanımlı bir grup müşteriyi getirmesi işleri daha da zorlaştırıyor.
Sonuç olarak, tırmanış sırasında yaşananlar, insan doğasının karmaşıklığını ve rekabeti de gözler önüne seriyor. Dağcılık, sadece dağın keşfi değil, aynı zamanda kişinin kendini keşfi anlamına geliyor. Ancak bu film, izleyiciyi büyük bir trajedinin eşiğine bırakarak, insanın acı çekme sınırlarını sorgulatıyor.
