Houria Bouteldja, “Fransız Kadınlarına Dayanışma!” başlıklı çarpıcı manifestosunda, “Beyaz kadınlar neden dayanışma ayrıcalığına sahip olmalı? Siz de erkeklerin şiddetine maruz kalıyorsunuz, düşük ücret alıyorsunuz, aşağılanıyorsunuz, bedenleriniz de nesneleştiriliyor.” sorusunu soruyor. May el-Toukhy’nin “Kadın Bilinmeyen” adlı eseri, bu dayanışmanın bir örneği olarak öne çıkıyor: Görünür bir Mısır-Danimarka kadın yönetmeni, Danimarka’da kadınlara yönelik suçların tarihine dair bir film yapıyor.
El-Toukhy’nin Altın Aslan kazanan “Kadın Bilinmeyen” filmi, Nazi işgalinden yeni kurtulmuş Danimarka’da bir hizmetçi olan Marie’nin hikayesini anlatıyor. El-Toukhy, izleyicinin başlangıçta Marie’nin evdeki rolünü tam olarak anlayamamasını sağlıyor. Marie, sabah erkenden patronunun yatağından kalkarak kendini yıkıyor ve günlük işlerine hazırlanıyor. Zamanla Marie’nin patronuyla nişanlı olduğunu anlıyoruz ve hayret ediyoruz, neden gelecekteki eşi olan kadını bu sıradan işlere zorlamaya devam ediyor? Bu, el-Toukhy’nin hala geçerli olan sorusunu gündeme getiriyor: Erkekler, tüm enerji alan işlerin yükünü nasıl rahatlıkla eşlerine bırakabiliyorlar?
Danimarkalılar sokaklarda yeni buldukları egemenliklerini kutlarken, izleyici sarhoş, sarı saçlı erkekleri kırmızı bayraklarla sarılmış olarak görüyor. Bu görüntü, Danimarkalıların Nazi işgalinden kurtulmuş olmalarına rağmen aniden başkalaşan bir geçmişle karşılaştıkları gerçeğini vurguluyor. Özellikle, II. Dünya Savaşı sırasında Almanlarla ilişkisi olduğu düşünülen kadınların toplum tarafından nasıl aşağılandığına dair sahneler, sinemada daha önce de işlenmiş bir tema. “Kadın Bilinmeyen”, Avrupa’daki kadınlara yönelik suçların temsiline katkıda bulunuyor.
Marie, zengin patronu ile evlenmeyi umarken, kadınların toplumda çok hızlı bir şekilde yargılanıp cezalandırılabileceği bir dönemde yaşadığını görüyoruz. Bu yüzden, başlangıçta alçakgönüllü bir tavır sergiliyor. Sadece sosyal statüsünü yükseltmek isteyen bir kadın olarak, evliliğinden pek bir şey beklemiyor. Patronunun, kendisine çok sevdiği ölmüş eşinin nişan elbisesini giydirmeyi planlamasına itiraz etmiyor.
