Gazeteci Sophie Heawood, Guardian’ın Today in Focus podcast’inde, Dame Helen Mirren’a Russell Brand’in cinsel fantezileri hakkında ne düşündüğünü sorduğunda yaşadığı şoku anlatıyor. Özellikle, “Oscar’la sana neler yapmak istediğini” sorduğu anı hatırlıyor. Mirren, 2011’deki bir Stylist röportajında, Brand’in bu fantezilerini nazikçe geçiştiriyor. Brand, 2010 tarihli Booky Wook 2 adlı kitabında Mirren hakkında rahatsız edici açıklamalarda bulunmuştu. Heawood, “Onun söyledikleri aşağılayıcı; ben de bu şaka ile onun yanında gidip bir alıntı almak için oradaydım,” diyor. “Gerçekten şok edici.”
Brand’in 2000’li yıllardaki medyada nasıl büyülenmiş bir şekilde göründüğü oldukça rahatsız edici. Mirren’in medyada nasıl nesneleştirildiği, Brand’in bu konudaki cüretkarlığıyla bir araya gelince daha da dehşet verici. Örneğin Mirren’in kostümünü giydirirken ona pahasına dokunduğunu, ona bir çifti iç çamaşırı hediye ettiğini ve Pride of Britain ödül töreninde “İşe başladığımızda beni tutmaları gerekecek. Üzerine atlayacağım,” dediğini gözlemliyoruz.
Mirren, 2011’de Elle dergisine bu durumu değerlendirerek, “Russell’ın en büyük özelliği kadınları sevmesidir. Bunu kötü niyetli bir şekilde kastetmiyorum… çok samimi ve etkileyici, bu iyi hissettiriyor,” demişti. Ancak, Brand’e yönelik övgüler, birçok gazeteci tarafından “nazik” ve “charmant” olarak nitelendirilmesine katkı sağladı. Bir Times röportajında, kadın muhabir, Brand’in “nazik” olduğunu üç kez dile getiriyordu.
Brand’in kişisel iktidarı ve karizması, onu öyle bir konuma getirmiş ki, dönemin medya kültürü, onun davranışlarını çoğu zaman kınamak yerine yüceltmiştir. Brand, 2013’te “Messiah Complex” adını verdiği stand-up turnesinde, bu alana yönelik bir eleştiri sunmuş ve kendisini olan biteni sorgulayan bir sanatçı olarak tanıtmıştır. Ancak, günümüzde, Brand’in cinsel saldırı suçlamalarıyla yargılanması, bu yükselişin son bulmasını sağlamıştır.
