ABD ve Çin’in kendi yapay zeka bloklarını oluşturmasıyla birçok ülke, her iki grubun avantajlarından yararlanırken kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, rekabetin yoğunlaşmasıyla birlikte ülkelerin iki yapay zeka süper gücü arasında serbestçe seçim yapabilme penceresinin daraldığını ve bu durumun onları, ABD merkezli Pax Silica ile Çin’in öncülüğündeki Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü (WAICO) arasında bir tercih yapmaya zorlayacağını belirtiyor.
Bu durum, birçok ülkeyi bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor: ABD’nin en gelişmiş yonga setleri ve yapay zeka teknolojilerini mi tercih edecekler, yoksa Çin’in daha uygun maliyetli, açık kaynak yapay zeka sistemlerine mi katılacaklar?
Orta Asya’da yaklaşık 21 milyon nüfusa sahip Kazakistan, bu iki grup arasında bir köprü kurmaya çalışan nadir örneklerden biri. Kazakistan’ın Yapay Zeka Bakanı Zhaslan Madiyev, Haziran ayında Washington’da ABD’nin yapay zeka tedarik zincirlerini güçlendirmek için çalışan gruba katildıktan sadece üç hafta sonra, Şanghay’da Çin’in küresel yapay zeka gündemini şekillendirmek için başlattığı girişimle ilgili imza törenine katıldı.
Pax Silica üyesi olmak, daha fazla teknolojik ortaklık, yüksek teknoloji üretim istihdamı ve global yapay zeka tedarik zincirlerinde yer almak anlamına geliyor. Aynı zamanda Kazakistan, Çin’in liderliğindeki WAICO’nın 28 diğer kurucu üye ülkesiyle birlikte, bölgesel ve küresel yapay zeka standartlarını belirlemede de ses sahibi olmayı umuyor.
Eski Kazak diplomat ve bağımsız akademisyen Dana Masalimova, “Herkes temkinli davranıyor. Bu ikili tercihi istemiyoruz,” dedi. Kazakistan hem ABD hem de Çin yatırımlarından faydalanırken, “çok tehlikeli bir konumda” olduğunu belirtti. Ülke, yapay zeka gelişimi için hayati öneme sahip zengin maden kaynaklarına ve veri merkezlerini beslemek için ucuz elektriğe sahip.
