Almanya’da gençler, “Çalış, mücadele et ve güvenli bir gelecek seni bekliyor” vaadiyle büyümüş bir nesil olarak, günümüzde bu vaadin giderek gerçeğe dönüşmediğini hissediyorlar. Yükselen konut fiyatları, zorlanan kamu hizmetleri ve daha iyi bir yaşam için daha fazla çalışma ihtiyacı, bu vaadin altını oyuyor.
31 Ekim’de “Gen Z regelt” (Gençler düzenliyor) sloganıyla yapılan gösterimler, bu genişleyen uçurumu gözler önüne serdi. Protestolar sadece ekonomik sıkıntıları yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda siyasi bir başarısızlığı da ortaya koyuyor: Hükümetlerin vatandaşlardan daha büyük yükler kabul etmelerini istemesi, ama bu fedakarlıkların bir yere varacağına ikna edememesi.
Almanya genelinde 34 şehirde planlanan gösteriler, Berlin, Köln ve Frankfurt gibi şehirlerde sokaklara dökülen tatminsizlikle kendini gösterdi. Organizatörler, ülke genelinde yaklaşık 120.000 kişinin katıldığını iddia etti. Berlin’de polis rakamları yaklaşık 5.000, Frankfurt’ta ise 8.000 civarı katılımcı olarak açıkladı. Beklentilerin altında kalan katılım, ardındaki siyasi rahatsızlığı azaltmıyor.
Fransa, spesifik şikayetlerin nasıl daha geniş bir siyasi meydan okumaya dönüşebileceğini gösteren bir örnek. Okul koşullarıyla başlayan protestolar, yaşam maliyetleri ve kamu hizmetleri üzerine tekrar eden mobilizasyonlara dönüştü. Fransa İçişleri Bakanlığı, 17 Ekim’de 550.000 ve bir hafta sonra 410.000 protestocu kaydetti; bu rakamlar Almanya’nın katılımını önemli ölçüde aştı.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, gençlerin sorunları ile ilgili artan bir ilişki kuruyor. Ekim ayında yapılan bir anket, onun performansından memnun olanların oranının sadece %10 olduğunu gösteriyor. Merz’in söylemleri, halkın günlük yaşamından uzak olduğu düşüncesini derinleştiriyor. Gençlerin yüksek kiralarla boğuştuğu bir ortamda, ek çaba çağrıları çözüm olarak değil, bir azarlama gibi algılanıyor.
2025 yılı itibarıyla öğrencilerin kendi evlerinde barınmak için harcadıkları ortalama gelirlerinin %54’ünü konuta ayırdıkları belirtiliyor. Gelirlerin yarısından fazlasının barınma için harcandığı bir ortamda, gençlerin kariyerine başlamadan bağımsız bir yaşam sürmeleri giderek zorlaşmakta. Konut krizinin yanı sıra, Almanya’nın kamu altyapısında birikmiş yatırımların 231,2 milyar euroya ulaştığı kaydedilmektedir. Bu durum, gelecekteki nesillere olumsuz etkilerde bulunacak bir miras bırakıyor.
Gösterilerin geleceği belirsiz, organizasyonları ile ilgili soru işaretleri var. Şiddet olayları kesinlikle kınanmalı ve cezalandırılmalıdır, çünkü bunlar insanların güvenliğini tehlikeye atıyor. Ancak bu tip olaylar, göstericileri sokağa döken şikayetlerin tartışılmasının önüne geçmemeli. Eğer Berlin, bu toplumsal tatminsizliği çözmede adım atmazsa, bu durum önümüzdeki günlerde daha da büyüyebilir.
