Sosyal medya algoritmaları, kullanıcıların alışkanlıklarına ve kişisel bilgilerine göre içerik sunarak çevrimiçi deneyimlerde önemli bir rol oynuyor. Avustralya, yeni bir yasa tasarısıyla vatandaşlarına bu algoritmalardan çıkış yapma seçeneği sunmayı planlıyor. Tasarı, büyük teknoloji şirketlerine, genç kullanıcıları zararlı içeriklerden koruyamadıkları takdirde ceza verme tehdidinde bulunuyor.
Popüler sosyal medya platformlarını açtığınızda, ilgi alanlarınıza yönelik içerikleri gösteren kaydırılabilir beslemeler ve öneri çubuklarıyla karşılaşıyorsunuz. Bu gönderiler, kullanıcıların etkileşimlerini öngören algoritmalar adı verilen programlama kurallarına dayanarak seçiliyor.
Algoritmalar, kullanıcıların dijital geçmişine dayanarak, geçmiş etkileşimler, çevrimiçi paylaşımlar, yaş, meslek, konum ve medeni durum gibi birçok faktörü dikkate alıyor. Ancak sosyal medya devleri, bu algoritmaların arkasındaki kodları sıkı bir şekilde koruyor.
Araştırmacılar, bu platformların bağımlılık yaratan özellikler geliştirdiğini belirtiyor. Macquarie Üniversitesi’nden bilişsel sinirbilim onursal profesörü Mark Williams, “Bu platformlar, çocukları ve yetişkinleri planlamadıkları kadar uzun süre çevrimiçi tutan bağımlılık yaratan özellikler geliştirdi” diyor. Los Angeles’ta bu yıl yapılan tarihi bir dava, teknoloji devlerinin “bağımlılık makineleri” yarattığını iddia etti.
Sosyal medya algoritmaları, kullanıcıları duygusal olarak etkileyen içeriklere yönlendirerek, zor çıkılan “tavşan deliklerine” sürükleyebiliyor. Monash Üniversitesi’nden Steven Roberts, önerilerin genellikle kışkırtıcı ve aşırı içeriğe öncelik verdiğini belirtiyor. Araştırmalar, sosyal medyanın genç erkekleri kadın düşmanlığı ve şiddeti teşvik eden topluluklara yönlendirdiğini ortaya koyuyor.
Avustralya’nın önerdiği yeni düzenlemelere göre, sosyal medya devleri kullanıcıların algoritmadan çıkmalarına olanak tanınacak. Yasayla, şirketlerin gençleri çevrimiçi zorbalık ve suçu yücelten içeriklerden koruma yükümlülüğü de getirilecek. “My Feed, My Way” girişimi, sosyal medyayı temel bir yapıya döndürmeyi amaçlıyor. Ancak Flinders Üniversitesi’nden iletişim ve medya öğretim görevlisi Lisa Harrison, gerçekleştirilecek bu değişikliğin ne kadar kişinin ilgisini çekeceği konusunda şüpheci.”
