Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Pazar günü BRICS zirvesinde yaptığı konuşmada, küresel güney arasında daha güçlü işbirliği çağrısında bulundu. Modi, artan jeopolitik gerginliklerin, tedarik zincirlerindeki aksaklıkların ve iklim krizlerinin, dünya genelindeki insanların yaşamını giderek daha fazla etkilediğini vurguladı.
New Delhi’de yapılan BRICS zirvesinin ikinci ve son gününde konuşan Modi, “teknolojinin ve kritik minerallerin silah haline getirilmesinin” küresel kalkınmayı ve paylaşılan refahı engelleyebileceğini de ifade etti.
2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kurulan BRICS, 11 üye ülkeden oluşmakta olup, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını ve küresel ekonomik üretimin önemli bir kısmını temsil ediyor.
Modi, blok liderleri ile birlikte yaptığı açıklamada, “Dünyada çatışma ve gerginliklerin sayısı artıyor; bu durum, sıradan insanları giderek daha fazla etkiliyor” dedi. Ayrıca, pandemiler, iklim felaketleri ve tedarik zinciri bozulmalarının, günümüzün birbirine bağlı dünyasında hiçbir krizinin tek bir bölgeyle sınırlı kalmadığını gösterdiğini belirtti. Modi, ayrıca, enfeksiyon hastalıklarına yönelik entegre bir erken uyarı sisteminin kurulması için blok olarak anlaşma sağlandığını duyurdu.
Grup, Cumartesi günü yaptıkları ortak açıklamada, Orta Doğu ve Sudan’daki artan gerilimlerden endişe duyduklarını belirterek, ihtilafların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini çağrısında bulundu. BRICS liderleri, tek taraflı yaptırımlara ve zorlayıcı ekonomik önlemlere karşı çıkarken, Birleşmiş Milletler tarafından onaylanmayan yaptırımları da eleştirdi. Ayrıca yükselen tarife ve tarife dışı engellerin, küresel ticareti ve tedarik zincirlerini zayıflattığını vurguladılar.
Blok, ticarette yerel para birimlerinin daha fazla kullanılmasını ve sınır ötesi ödeme sistemlerinin güçlendirilmesini desteklerken, gıda güvenliği, enerji, dijital altyapı, yapay zeka ve iklim eylemi konularında işbirliği çağrısında bulundu. Bu deklarasyon, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel ve jeopolitik konularda zıt pozisyonlar alan ülkeler arasında uzlaşma sağlamanın karmaşık bir diplomatik zorluk teşkil etmesi nedeniyle önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
