Cornell Üniversitesi’ndeki Yunan organizasyonlarının eğitim ritualerinin gizli olduğu düşünülse de, bu uygulamalar aslında oldukça yaygındır. Kampüste birçok üye, bu uygulamalara ya tanıklık etmiş ya da en azından bir şekilde katılmış durumda. Katılımcı sayısının yüzlerce olduğu tahmin ediliyor.
Kız ve erkek kardeşlik örgütleri, genellikle aşağılamayı savunarak, diğer üyelerle bağ kurmak için bu deneyimlerin önemli olduğunu öne sürüyorlar. Ayrıca, her yeni üyeye aynı ‘geçiş ritüelleri’ ile karşılaşmanın gelenek olduğunu iddia ediyorlar. Ancak, hazing uygulamalarının üniversite kampüslerinde neden bu kadar az rapor edildiği de bir tartışma konusu. Öğrenciler, uzun süren soruşturmalar nedeniyle ‘eğlenceyi’ bozmak istemiyor ve bu nedenle olayı rapor etmekten kaçınıyorlar.
Aynı zamanda, bu deneyimleri rapor eden adaylar, olayın detayları için kapsamlı bir soruşturma ile karşılaşabiliyor. Bu durum, Yunan kuruluşlarının kendilerini aklama çabalarıyla birleşince, yeni üyeleri sessiz kalmaya teşvik ediyor. Hazing ile karşılaşan bir kişi, yaşadığı deneyimin ciddiyetini yeterince önemsemeyebilir; bu da hazing uygulamalarının normalleşmesi ile ilgili bir sorun ortaya çıkarıyor.
Hazing uygulamaları, çoğu zaman katılımcıların rızası varmış gibi görünse de, adayların bu aktivitelerin tam kapsamını anlamadıkları aşikardır. İleri yaşlardaki üyeler, katılım için başlangıçta onay almaya çalışırken yanıltıcı açıklamalarda bulunabiliyorlar. Katılımcılar, herhangi bir zamanda katılmayı bırakma özgürlüğüne sahip olabilir, ancak bu seçim, grup içinde “hayır” demekle damgalanma riskini de beraberinde getiriyor.
Bu uygulamalara karşı çıkan bir kişi, girmek istediği kardeşlik ya da kız kardeşlik grubundan dışlanma riski ile karşılaşabiliyor. Gruba kabul edilme baskısı oldukça ağır; bu yüzden üyeler, abuse karşı daha fazla tahammül göstermeye istekli olabiliyorlar. Hazing, iktidar kurma, zorbalık, bağımsızlığı yok etme aracı olarak kullanılan bir yöntemdir. Yeni üyeleri güvensiz hissettirirken, aynı zamanda korku ve aşağılanma ortamı yaratıyor. Bu aşağılamalar, yeni üyenin gelecekteki davranışlarını da şekillendirebiliyor.
Son günlerde Chi Phi grubuyla ilgili cinsel saldırı iddialarının ardından, kampüste Yunan sisteminin neden sürekli savunulduğu üzerine soru işaretleri oluştu. Özellikle bu tür davranışları normalleştiren bir kurumu korumanın mantığı sorgulanıyor. Kadınlara yönelik saldırgan tutumları sürdürmekte olan bir kültürel iklimin parçası haline gelen bu sistem, yıllardır süren hazing ölümleri ve cinsel saldırılarla kendini gösteriyor. Üniversite, yaşananlar karşısında büyük bir tepkiyle karşılaşırken, bu durumu önlemek için birlikte hareket etme gerekliliği daha da netleşiyor.
Cornell Üniversitesi’ndeki Yunan organizasyonları, hazing uygulamalarının gizliliğinin cinsel şiddet vakalarını ortaya çıkardığını kabul etmelidir. Bu konudaki sessizliğin sürdürülmesi, daha fazla mağduriyetin yaşanmasına neden olabiliyor. Kız kardeşler ve erkek kardeşler arasındaki güç dinamikleri, bu durumu daha da kötüleştiriyor. Üniversitenin durumu ciddiye alması ve bu uygulamalara karşı durması, gerekli değişimlerin gerçekleşmesi için kritik önem taşıyor.
