Kıbrıs’ta iklim değişikliği artık sadece çevresel bir sorun değil. Kıbrıs Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir politika raporuna göre, iklim değişikliği, hanelerde ölçülebilir mali kayıplara yol açıyor ve en düşük gelirli aileler bu kayıplardan en fazla etkilenenler arasında yer alıyor.
Çalışma, son yirmi yılda yaşanan sıcak hava dalgaları ve kuraklıkların, Kıbrıslı hanelerin harcanabilir gelirini ortalama %5 oranında azalttığını ortaya koyuyor. En yoksul %20’lik kesimde ise etki daha da şiddetli; gelir kayıpları %9’a kadar ulaşmış durumda.
Berlin Humboldt Üniversitesi’nden iklim analisti Jessie Ruth Schleypen ve ISDC’den Profesör Theodoros Zachariadis, aşırı iklim olaylarının, en yoksul Kıbrıs hanelerine yıllık ortalama 1.000 ila 1.500 Euro arasında maliyet getirdiğini tahmin ediyor.
Çalışma, küresel sıcaklıkların yükselmeye devam etmesi durumunda, Kıbrıs’taki hanelerin durumunun dramatik bir şekilde kötüleşebileceği uyarısında bulunuyor. Mevcut projeksiyonlara göre, yüzyılın sonuna kadar küresel sıcaklık artışının ortalama 2.7°C olacağı öngörülüyor ve bu durumda neredeyse her iki Kıbrıs hanesinden birinin yoksulluk riski ile karşılaşabileceği ifade ediliyor.
Rapor, Kıbrıs’ı iklimle ilgili ekonomik etkilere en açık bölgelerden biri olarak tanımlıyor. Avrupa Birliği genelinde aşırı sıcaklık ve kuraklığa bağlı ortalama gelir kaybı %4 olarak tahmin edilirken, Kıbrıs’ta bu oran %5’e çıkıyor; bazı güney Avrupa bölgelerinde ise kayıplar %10’a kadar ulaşmış durumda.
Düşük gelirli gruplar arasında ise tablo daha endişe verici. Avrupa’da en yoksul %20’lik kesimin, aşırı iklim olayları nedeniyle gelirlerinin ortalama %7’sini kaybettiği belirtiliyor. Kıbrıs’ta bu oran %9’a yükselerek iklim değişikliğinin sosyal eşitsizlikleri nasıl derinleştirdiğini gözler önüne seriyor. Düşük gelirli haneler, gıda, elektrik ve sağlık gibi temel ihtiyaçlara daha fazla bütçe ayırmak zorunda kalıyorlar.
Profesör Zachariadis, Politis gazetesine yaptığı açıklamada, harcanabilir gelirdeki düşüşün, ücretlerin %5 oranında düştüğü anlamına gelmediğini vurguladı. Aksine, hanelerin mevcut yaşam standartlarını koruyabilmek için daha fazla paraya ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Sıcak hava dalgalarının artışı, klima talebini artırarak elektrik faturalarını yükseltiyor. Tarımda yaşanan iklim etkileri gıda fiyatlarının yükselmesine katkıda bulunuyor ve aşırı sıcaklıklar, sağlıkla ilgili bazı masrafları da artırıyor. Bu ek maliyetler, düşük gelirli aileler üzerinde daha büyük bir baskı oluşturuyor.
İklim değişikliği, dışarıda çalışma gerektiren mesleklerde iş verimliliğini de etkiliyor. Uzun vadede, aşırı hava olaylarına veya şiddetli şehir ısı adası etkilerine karşı savunmasız bölgelerde gayrimenkul değerlerini etkileyebilir.
Çalışma, mevcut etkilerin yanı sıra geleceğe dair olası senaryoları da ele alıyor. Küresel ısınmanın 1.5°C ile sınırlı olduğu en iyimser senaryoda, Kıbrıslı hanelerin gelirlerinin ortalama %12 kaybedeceği öngörülüyor. Eğer sıcaklık 2°C artarsa, gelir kaybı %21’e yükseliyor. En muhtemel senaryoda ise, yüzyılın sonuna kadar küresel sıcaklıkların ortalama 2.7°C yükselmesi durumunda Kıbrıs’taki gelir kayıplarının %54’e ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Bu durum, Kıbrıs’ı Avrupa’nın en çok etkilenen ülkeleri arasına sokacak ve Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde bir kayıp anlamına gelecek.
Profesör Zachariadis, iklim değişikliği ile mücadele alanında yapılan küresel çabaların, 15 yıl öncesine kıyasla daha olumlu bir tablo çizdiğini belirtti. O dönemde küresel sıcaklıkların yüzyılın sonuna kadar 3.5°C’ye kadar çıkabileceği tahmin ediliyordu; şu anki tahminler ise 2.7°C’ye yaklaştı. Ancak bu durumun tehlikenin orantılı şekilde azaldığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Bilim insanları, iklim değişikliğinin sonuçlarının birçok önceki modelin öngördüğünden daha şiddetli olduğunu keşfetmeye başladıkları bilgisini veren Zachariadis, bu durumu aşırı hava olayları, ekonomik etkiler, sağlık baskıları, tarımsal aksaklıklar ve gelir kayıplarının beklenenden daha erken ve büyük bir yoğunlukla ortaya çıkmasıyla destekledi.
Yazarlar, sera gazı emisyonlarını azaltmanın yeterli olmayacağını savunuyor. Özellikle savunmasız haneleri iklim değişikliğinin ekonomik sonuçlarından koruyacak kapsamlı bir uyum stratejisi oluşturulması gerektiğinin altını çiziyor. Önerilen önlemler arasında; konutların enerji verimliliğinin artırılması, eski binalar için yalıtım programlarının genişletilmesi, enerji toplulukları aracılığıyla güneş enerjisine erişimin artırılması ve daha yeşil, serin kentsel mahallelerin oluşturulması yer alıyor. Ayrıca, yoksulluk ve enerji yoksulluğu riski taşıyan hanelere destek vermek için Avrupa Sosyal İklim Fonu’ndan kaynakların kullanılması öneriliyor.
Çalışma, daha güçlü uyum önlemleri alınmadığı takdirde, iklim değişikliğinin mevcut eşitsizlikleri derinleştireceğini ve Kıbrıs genelinde hanenin mali durumuna olan baskının artacağını sonucuna varıyor.
