Kıbrıs, 1974 yılına kadar hem Avrupa elitlerinin hem de Hollywood yıldızlarının en gözde tatil rotalarından biriydi. Paul Newman, Brigitte Bardot ve Elizabeth Taylor, Famagusta’da sık sık tatil yapan isimlerdi. Ancak Türkiye’nin 1974’teki işgali, bu durumu sonlandırdı. Famagusta’nın güney kesimi olan Varosha, kapatılan bir hayalet şehre dönüştü. Türkiye, adanın kuzey üçte birini etnik temizlikle kontrol altına aldı. Varosha, ancak 2021’de günübirlik gezginlere açıldı.
Famagusta kapalı olsa da, Doğu Akdeniz ve Ege, cazibesini kaybetmedi. Antalya ve çevresindeki tatil köyleri, binlerce Avrupa vatandaşı ağırlıyor. Tel Aviv’in sunduğu canlı kültürel ve plaj olanakları eşsiz. Doğu Akdeniz’in popülerliği arttıkça, birçok Avrupalı, Türk ve İsrailli, uygun fiyatlar için Türk işgali altındaki kuzey Kıbrıs’a akın ediyor. İranlılar ve Ruslar da bu kervana katılıyor. İranlıların Türkiye’ye vizesiz girmesi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işgal altındaki bölgesinin de vize almadan giriş imkanı sunmasıyla, bu bölgeyi cazip kılıyor.
Kuzey Kıbrıs’taki gayrimenkul fiyatları hızla artarken, yabancı yatırımcılar burayı uygun fiyatlı bir seçenek olarak görüyor. Türkiye dışında hiç kimse Kuzey Kıbrıs’ı resmi olarak tanımıyor ama birçok kişi, bu yarım asırlık durumun kalıcı olduğuna inanıyor. Yatırımcılar, burada risk olmadan kazanç sağlayacaklarına inanıyor.
Örneğin, iki odalı dairelerin fiyatları dikkat çekici bir farkla değişiyor. Tel Aviv’deki daireler ortalama €15,500, Atina’nın güney banliyölerinde €4,231, Paphos’ta €3,878, Lefkoşa’da ise €2,379. İstanbul ve Tahran daha uygun fiyatlar sunarken, işgal altındaki Lefkoşa’da ortalama daire fiyatı yalnızca €1,352. Girne’de bu rakam €2,144. Ancak bu düşük fiyatlar, işgale dair etik açıdan sorgulanabilir bir durumu beraberinde getiriyor.
Kıbrıs’ta Türk işgali altındaki bölgeye yatırım yapmak, Avrupa’ya, İsrail’e veya başka ülkelere kötü örnek teşkil ediyor. Herkes, bu durumu daha fazla göz ardı edemez. 2025 yılında, işgal altındaki kuzey Kıbrıs’ı yaklaşık 1.5 milyon turist ziyaret etti ve bunların %82’si Türk’tü. Pazarda adaletin sağlanması açısından Avrupa Birliği’nin bu duruma karşı daha kararlı adımlar atması gerekiyor.
