Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Kanada Başbakanı Mark Carney, Saint-Pierre-et-Miquelon’da gerçekleştirdikleri tarihi çalışma zirvesinde transatlantik ilişkileri derinleştirme ve savunma, enerji ve stratejik alanlarda iş birliğini ilerletme kararı aldılar.
Başbakan Carney, “Bugün, egemen olmak sadece kendimizi beslemek, güç sağlamak ve savunmakla kalmıyor,” diyerek, çağdaş egemenliğin “yapay zekâya, uzaya, yarı iletkenlere, kritik minerallere ve temiz enerjiye güvenli erişim gerektirdiğini” belirtti.
Newfoundland kıyısının 25 kilometre (15.5 mil) açığında bulunan Fransız denizaşırı takımadası üzerindeki bu ikili görüşme, bir Kanada başbakanının bölgeyi ziyaret ettiği ilk resmi ziyaret olma özelliğini taşıyor.
Macron, 1992 yılında “Saint-Pierre-et-Miquelon’u travmatize eden” “zor bir sayfa”nın ardından yeni bir sayfa açılması çağrısında bulundu. Bu durum, 10 Haziran 1992’de verilen uluslararası tahkim kararının, Fransız toprağının deniz sınırlarını ciddi şekilde kısıtlamasına atıfta bulunuyordu.
Macron, Carney’nin bu ziyareti ile tarihte bir “anormalliği” düzelttiğini vurguladı; daha önce hiçbir Kanada başbakanı bu takımadaya adım atmamıştı. İki ülkenin ortak demokratik değerler, uluslararası hukuk ve stratejik özerklik taahhüdü ile birleştiğini belirtti.
Savunma ve havacılık konularında, Macron, Fransa’nın uzay takip şirketi Aldoria ile Kamu Hizmetleri ve Kamu Alımları Kanada arasında imzalanan sözleşmeyi memnuniyetle karşıladığını söyledi. Bu sözleşme ile Kanada Silahlı Kuvvetleri Uzay Bölümü’ne uzay gözetim verisi sağlanacak.
Carney, iki ülkenin savunma bakanlıkları ve ulusal uzay ajanslarının, ortak altyapıyı geliştirmek ve paylaşmak amacıyla uzay fırlatma sistemleri ve alım tesisleri gibi konuları ele alma görevi üstlendiğini ifade etti. Macron ayrıca, Kanada’nın Ukrayna’yı destekleyen uluslararası koalisyon içindeki yerini de vurguladı.
Orta Doğu’daki gerilimlerin doğurduğu yakıt fiyatları ve enerji arzı endişelerine de değinen Fransa Cumhurbaşkanı, Kanada’nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) projelerinin Avrupa enerji güvenliğine katkıda bulunabileceğini, somut projelerle ilgili ikili görüşmelerin başladığını belirtti.
