Son dönemde açıklanan PISA sonuçları, Türkiye’deki eğitim sistemine dair birçok varsayımı sorgulatıyor. 8 Eylül’de yayımlanan raporda, Türkiye’nin geçmişte düşük sıralarda yer alan eğitim sisteminin önemli bir sıçrama yaparak, bilimde 19. sıraya, okuma becerilerinde 18. sıraya ve matematikte 28. sıraya yükseldiği görülüyor.
Özellikle büyük şehirlerdeki aileler için özel okula göndermek artık bir zorunluluk haline gelmişken, Türkiye’nin kamu okullarındaki öğrencilerin, özel okullardaki öğrencileri her üç test alanında da geride bıraktığı dikkat çekiyor. PISA, 15 yaşındaki öğrencilerin matematik, fen ve okuma becerilerini değerlendiren uluslararası bir ölçme sistemidir.
Türkiye, en az harcama yapan ülkelerden biri olarak bu başarıyı elde etti. PISA raporu ayrıca, Türkiye’deki fiziksel ve sosyal öğrenme ortamlarının OECD ortalamasından daha iyi olduğunu belirtiyor. Ancak bu durumun ardında yatan sebepler arasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi test sistemini PISA modeline daha yakın hale getirmesi de yer alıyor.
Uzmanlar, Türkiye’deki öğretmenlerin değerlendirme birimlerine dahil edilmesi ve kaynakların artırılmasının bu sonuçlarda etkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca, eğitim fakültelerinin son yıllarda geçirdiği dönüşüm ve artan uzman sayısı da Türkiye’nin eğitimdeki başarısına katkıda bulunuyor. Fakat, Türkiye’deki sosyoekonomik eşitsizliklerin devam ettiğinin altı çiziliyor; bu durum, akademik performansa yansıyor.
Tüm bu veriler Türkiye’yi önemli bir fırsatla karşı karşıya bırakırken, eğitim sisteminin geleceği için yapılacak yeniliklerin de önemini ortaya koyuyor.
