Suudi Arabistan’ın Türkiye enerji sektöründeki rolü, Şubat 2026’da ACWA Power’ın Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile devlet enerji şirketi EÜAŞ ile beş gigawattlık yenilenebilir enerji programı için yatırım ve satın alma anlaşması imzalamasıyla daha da güçlendi. Projenin başlangıç aşamasında Sivas ve Taşeli’nde biri birer gigawatt kapasiteli iki güneş enerjisi santrali yer alacak.
İlerleyen üç gigawattlık aşamada ise rüzgar ve güneş enerjisi ile enerji depolama bir araya getirilecek. Bu anlaşma, hem Riyad hem de Ankara tarafından Türkiye’nin 2025 yılı hedefi olan 120 gigawattlık rüzgar ve güneş kapasitesine ulaşması için atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Projenin önemi, sağlanacak ilave kapasitelerin ötesine geçiyor. Bu anlaşma, Suudi ekonomik çıkarlarının Türkiye’deki genişlemesini işaret ettiği gibi, Riyad’ın Türkiye’nin stratejik kararları üzerindeki etkisini artırıp artırmayacağı yönündeki önemli bir soruyu da gündeme getiriyor.
Türkiye, bu yatırımı memnuniyetle karşılıyor. Ülkenin enerji dönüşümü yeni sermaye gerektirirken, aynı zamanda elektrik arzını genişletmek, enerji altyapısını güçlendirmek ve ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak zorunda. ACWA Power, proje geliştirme uzmanlığı ve Körfez Arapları ile uluslararası finansmana erişimin yanı sıra, uzun vadeli güç satın alma anlaşmalarıyla büyük projeleri üstlenme yeteneği sağlıyor.
Suudi yatırımı, Riyad’a Türkiye enerji politikası üzerinde daha fazla erişim ve güç kazandırıyor. Ancak Riyad’ın etki gücü, Türkiye’nin Suudi sermayesine ne kadar bağımlı olduğu ile doğru orantılı. Şu an için Ankara’nın Türk şirketleri, Avrupa bankaları, Çinli tedarikçiler gibi birçok alternatif kaynağı bulunuyor.
Suudi destekli şirketlerin, enerji sistemi içinde giderek daha önemli bir rol oynaması bekleniyor. Yenilenebilir enerjinin genişlemesi, yalnızca bireysel santrallere yapılan yatırımlarla sınırlı kalmayacak; Türkiye’nin genel elektrik şebekesinin de iyileştirilmesi gerekecek.
Ayrıca, program pratik zorluklarla da karşı karşıya. Tüm projelerin finansman alacağına dair bir garanti yok. Kur dalgalanmaları ve yüksek borçlanma maliyetleri, proje finansmanını zorlaştırabilir ve inşaat maliyetlerini artırabilir.
Sonuç olarak, ACWA’nın mevcut rolü Riyad’a kesin bir etki sağlamasa da, Suudi yatırımının Türkiye’deki enerji sistemine daha fazla yerleşmesi durumunda ticari etkilerin diplomatik ve politik ağırlığının artabileceği sorusu gündemde kalmaya devam ediyor.
