Donald Trump, ikinci bir dönem için “barış başkanı” olarak seçim kampanyası yürütmesine rağmen, 11 Eylül saldırılarının ardından başlayarak Amerika’nın küresel “terörle savaş”ının 25. yıl dönümünde, kendi yarattığı bir çatışmanın ortasında bulunuyor. Analistler, bu çatışmanın Trump için de bir “sonsuz savaş” haline gelebileceği konusunda uyarıyor.
11 Eylül anma töreni yaklaşırken, Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaş, dış politika çevrelerinde Afganistan ve Irak’ta süregelen uzun ve bölücü çatışmalarla kıyaslanıyor. Bu durum, ABD’nin geçmiş çatışmaların derslerini yeniden öğrenip öğrenmediği veya net bir çıkış stratejisi hazırlayıp hazırlamadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Washington’daki Uluslararası Politika Merkezi’nden Sina Toossi, “Trump, Irak ve Afganistan sonrası Washington’da bir başka büyük, açık uçlu savaş başlatılmasına yönelik önemli bir kısıtlamayı ihlal etti” dedi. Bu durumun, halefine köklü bir ABD-İran karşıtlığı mirası bırakabileceği uyarısında bulundu.
Yönetim yetkilileri, İran’a karşı verilen savaşın, 11 Eylül sonrasında yaşanan uzun çatışmalara benzer bir durum olmadığını belirtiyor. Irak ve Afganistan’daki çatışmalarda ABD, yabancı hükümetleri devirmiş, binlerce kara kuvveti ile toprakları işgal etmişti. Bu kez ise ABD, büyük ölçüde hava ve deniz gücüne dayanıyor.
Altı aylık savaşın ardından ABD, ara sıra gerçekleşen düşmanca saldırılarla dolu bir yıpratma savaşında sıkışmış durumda. Analistler, bu durumun ABD’nin kasım ayındaki ara seçimlerini geçtikten sonra da devam etme olasılığının yüksek olduğunu ve seçmenlerin savaşa karşı olan tepkilerinin Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’sinin Kongre kontrolünü sürdürme şansını tehdit edebileceğini belirtiyor.
