Hüseyin Aydın, 3 yaşındayken ailesiyle birlikte Ordu’dan Fransa’ya taşındı ve iki kültür arasında büyüdü. Çocukluğunda başlayan hikaye anlatıcılığı tutkusunu tiyatro ile yeşerten Aydın, zamanla sinemaya yöneldi. Ancak onu filme yönelten tek etken, sinema aşkı değildi. Fransa’da bir göçmen olarak yaşadığı ayrımcılık deneyimleri de önemli bir rol oynadı.
Bilgisayar mühendisliği okurken, Türk isimli biri olarak iş bulmanın zorluklarını bizzat yaşayan Aydın, Fransız vatandaşı olduktan sonra ayrımcılıktan kaçınmak için iş görüşmelerinde ismini değiştirmeye karar verdi.
Bu kişisel deneyim, son filmi “Une Affaire Turque” (“Türk İşleri”) için önemli bir başlangıç noktası oldu. Aydın, bu filmle Fransa’daki Türklerin hikayesini anlatmanın yanı sıra, göçmenlerin kimliklerini koruyarak yeni hayatlar nasıl inşa edebileceği ve ayrımcılığın nasıl aşılabileceği üzerine de düşünmeyi amaçlıyor.
Aydın ile Ordu’dan Fransa’ya uzanan yolculuğunu, sinemaya geçişini ve “Une Affaire Turque” filmini konuştuk.
Aydın, ailesiyle birlikte Val-d’Oise bölgesindeki Goussainville’e yerleşti. Ailesi, ekonomik sebeplerle Fransa’ya göç etmiştir ve birçok Türk göçmeni gibi yıllarca tekstil sektöründe çalıştılar. Hikaye anlatımına olan ilgisi 7 yaşında tiyatro grubuna katılmasıyla başladı.
Aydın, 10 yaşında yazıcı hediye istemişti, çünkü bilgisayar alacak durumda değillerdi. Tiyatrodaki bazı sınırlamalar, onu sinemaya yöneltti. Tiyatro grubunun yaptığı gösterilerde, ebeveynlerinin sınırlı Fransızca bilgisi nedeniyle oyunları tam olarak anlayamamaları, bu isteğini artırdı.
15 yaşında amatör kısa filmler yapmaya başlayan Aydın, hepsine Türkçe altyazı ekleyerek Türkiye’deki tanıdıklarıyla paylaştı. Sinemanın hikaye anlatımındaki etkileyici ve yaratıcı potansiyelini görmesini sağladı.
Fransız sinema endüstrisinin, birçok ülkede olduğu gibi, girmek için zorlu bir alan olduğunu söyleyen Aydın, hikayelerdeki çeşitliliğin eksikliği ve yabancı kökenli insanlara sunulan kalıplaşmış rollerin sektördeki sorunlar arasında bulunduğunu belirtti.
2010 yılında, o dönemde öğrenci olan Aydın, senaryo yazımı teorisi kitaplarından etkilendiği kısa bir film senaryosu yazdı. Senaryosu, Fransa’da yaşayan bir Türk baba ve oğlu üzerine odaklanıyordu. Film endüstresinde bağlantıları olmayan Aydın, senaryosunu beş prodüksiyon şirketine gönderdi. İki şirket, projeye ciddi ilgi göstermek üzere kendisiyle görüşmek istedi.
Süreç, 2015’te çektiği üçüncü kısa filmi “Une toile d’araignee” (“Bir Örümcek Ağı”) için zemin oluşturdu. Aydın, Fransız yapımcıların orijinal, kişisel ve ilginç hikayelere her zaman ilgi duyduğunu düşünüyor.
“Une Affaire Turque” filmi, doğrudan Aydın’ın kendi deneyimlerinden doğdu. Bilgisayar mühendisliği okurken, Fransa’daki sistematik ırkçılığı ve yabancı bir isimle staj veya iş bulmanın ne kadar zor olabileceğini gözlemledi. 21 yaşında Fransız vatandaşlığına başvuran Aydın, kabul edildikten sonra ayrımcılıktan kaçmak adına ismini değiştirmeye karar verdi.
Film, Türk diasporasında büyüyen bir karakterin sosyal hareketliliğini ve yeni dünya tarafından kendisinden beklenen kararlılıkla ailesi ve toplumu arasında nasıl sıkıştığını takip ediyor. Filmde, Mathieu/Mustafa’nın kardeşi ona, bir ırkçı saldırıya uğrayan bir genç Türk taksi şoförüne yardım etmesi için rica ediyor. Bu olay, filmin önemli bir dönüm noktası oluyor.
Aydın, Fransa’daki göçmen deneyimi dolayısıyla yaşanan hassasiyetleri ön plana çıkarmak istiyor. “Eğer Mathieu tamamen Fransız olsaydı, belki de yardım etme ihtiyacı hissetmezdi,” diyor Aydın.
Aydın, Fransa’daki Türk hikayelerinin Fransız sinemasında yeterince ilgi görmediğini düşünüyor. “Une Affaire Turque”dan önce “L’Empire des loups” (“Kurtlar İmparatorluğu”) gibi bazı filmlerin Türk diasporasına yer verdiğini ancak “Une Affaire Turque”nin Türk diasporasını odağına alan ilk uzun metrajlı film olduğunu savunuyor. Fransa’daki Türk diasporasının ortalama 700,000 kişi olduğunu tahmin eden Aydın, Türk toplumunun Fransız sineması tarafından pek iyi tanınmadığını belirtiyor.
Fransız sinemasının geleceği konusunda umutlu olan Aydın, Türk kökenli yazar ve yönetmen arkadaşların başarılı kısa filmler yaptığını ve uzun metrajlı projeler üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor. Son olarak, Aydın bir Fransız izleyicinin, “Filminde Türkiye’yi göremedim,” demesinin kendisini şaşırttığını belirtti. Aydın, filmin Türkiye ile değil, Fransa’daki Türk diasporasıyla ilgili olduğunu vurguladı.
Sonuç olarak, Aydın için önemli olan, Fransa’daki ayrımcılığı azaltmanın yollarını bulmak ve göçmenlerin yaşadıkları ülkede aidiyet hissetmelerine yardımcı olmaktır.
