Brüksel – Kuzey Kıbrıs: Türkiye, adanın kuzeyini kendine daha da yakınlaştırırken, güney Avrupa’dan ise giderek uzaklaştırıyor. Ankara hükümeti, hedefli yatırımlar yoluyla enerji bağlantılarını güvence altına almayı seçti ve bu durum, Nisan 2023’te yapılan NATO üyeliği tartışmalarıyla birlikte çözülmemiş bir meseleyi yeniden gündeme getiriyor.
Tartışmanın odak noktası, Türkiye ile sadece Ankara tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti arasında imzalanan 10 Temmuz Mutabakat Zaptı ve 101 kilometre uzunluğundaki bir doğalgaz boru hattının inşasıyla ilgili. Bu boru hattının 97 kilometresi denizden, 4 kilometresi ise karadan geçecek ve ada ile anakarayı bağlayacak. Brüksel’de, bu projenin, Lefkoşa’daki hükümetin iddia ettiği toprak üzerinde kontrol sağlama amacını açıkça yansıttığı düşünülüyor.
Avrupa Parlamentosu Üyesi Yannis Maniatis (S&D), bu projeyi eleştirerek, “Bu tür bir proje, Kıbrıs’ın egemen haklarını ihlal etmekte ve işgal altındaki toprakları Türkiye’ye daha bağımlı hale getirmeyi, Kıbrıs’ın bölünmesini kalıcılaştırmayı amaçlamaktadır.” dedi. Maniatis, aynı zamanda bu boru hattının planlanması ve inşasıyla ilgilenen gerçek ve tüzel kişilere yönelik “hedefli yaptırımlar” önerisinde bulundu.
Avrupa Komisyonu, durumu izlemeye almış gibi görünüyor. AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, yaptırımlar konusunda Avrupa Komisyonu’nun inisiyatif yetkisi olmadığını belirtti. Kallas, “Yaptırım düzenlemelerinin benimsenmesi tamamen AB Konseyi’nin üye devletleri aracılığıyla bir araya gelerek karar almalarına bağlıdır.” dedi.
Bu arada Kallas, “Tüm Üye Devletlerin egemen haklarına saygı, Türk otoriteleriyle yapılan tüm gerekli temaslarda vurgulanmıştır.” diye ekledi. Eğer Ankara, Kuzey Kıbrıs’ın enerji entegrasyonuna devam ederse, Avrupa Birliği’nin ikna edici yönleri sınırlı kalacaktır. Türkiye’nin NATO ortağı olması ve göç akışlarının yönetiminde önemli bir ülke olması nedeniyle, Brüksel’in Ankara ile olan ilişkilerini zedelemesi de pek olası görünmüyor.
