Türkiye’nin Akdeniz tatil beldesi Antalya’da gelecek ay gerçekleştirilecek uluslararası uzay kongresi, ülke ve Türk şirketleri için uluslararası entegrasyon, iş birliği ve yeni ortaklıklar sağlamayı hedefliyor.
5-9 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Uluslararası Astronotlar Kongresi (IAC) öncesinde Daily Sabah’a konuşan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, kongreden beklentilerini ve önceliklerini değerlendirdi.
Tütüncü, “IAC 2026’dan beklediğimiz en önemli sonuçlardan biri, uluslararası entegrasyonun artması. Türk şirketlerinin, üniversitelerin, araştırmacıların ve teknoloji geliştiricilerin küresel uzay ajansları, büyük yükleniciler, teknoloji şirketleri, yatırımcılar ve araştırma kurumlarıyla doğrudan ilişkiler kurmasını istiyoruz.” dedi.
77. Uluslararası Astronotlar Kongresi “Dünyanın Daha Fazla Uzaya İhtiyacı Var” temasıyla gerçekleşecek ve Türkiye’de bir ilki temsil ediyor.
Etkinliğin önemi hakkında bilgi veren Tütüncü, sadece görünürlük ve ziyaretçi sayısı açısından değil, aynı zamanda uzay ekonomisi ve sanayisine maruz kalmanın da tedarik zincirleri açısından önemli olduğunu vurguladı.
“Uzay ekonomisine girmek, sadece bir uydu veya roket geliştirmekle ilgili değil. Küresel uzay sanayisi, elektronik, yazılım, ileri malzemeler, hassas üretim, iletişim, sensörler gibi geniş tedarik zincirlerine dayanıyor.” şeklinde konuştu.
Tütüncü, Türkiye’nin bu alanlarda faaliyet gösteren birçok şirkete sahip olduğunu belirtti ve “güçlü mühendislik, üretim, elektronik, yazılım ve havacılık yetenekleri” olduğunu sözlerine ekledi.
Kongre, Uluslararası Astronotlar Federasyonu (IAF) tarafından düzenleniyor ve Türkiye Uzay Ajansı (TUA) tarafından ev sahipliği yapılıyor. Ayrıca SAHA İstanbul havacılık kümesi tarafından ortak olarak destekleniyor.
SAHA İstanbul, üyelerinin teknolojik ve sektörel yetkinliklerini artırmak ve iş birliğini, teknoloji ilerlemesini destekleyen güçlü bir ekosistem yaratmak amacıyla kurulmuş bir savunma ve havacılık kümesidir.
Tütüncü, Türkiye’nin uluslararası uzay iş birliğindeki artan katılımının da önemli bir boyut olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin Artemis Anlaşmaları’na 31 Ağustos 2026’da katıldığını hatırlatan Tütüncü, Artemis Anlaşmaları’nın 5. Yıllık Yüksek Düzeyli Toplantısı’nın da IAC 2026 sırasında gerçekleştirileceğini ifade etti.
Savunma-uzay ekosistemi
Uzayın yalnızca keşif ve iletişim için değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve savunma için de giderek daha önemli hale gelmesiyle ilgili bir soruya yanıt veren Tütüncü, “Savunma ve uzay, giderek aynı teknolojik ve stratejik ekosistemin bir parçası haline geliyor.” dedi.
Tütüncü, “Gelişmiş savunma platformları için gereken pek çok teknoloji, uzay sistemleri için de temel unsurlar. Güvenli iletişim, elektro-optik ve radar teknolojileri gibi alanlarda da güçlü bir çakışma söz konusu.” diye ekledi.
Ayrıca, “Ulusal sistemleri daha fazla özerklikle yörüngeye yerleştirme yeteneğini geliştirmek, dış altyapıya bağımlılığı azaltabilir ve Türkiye’nin kritik uzay yeteneklerini sürdürebilmesini güçlendirebilir.” şeklinde konuştu.
Tütüncü, savunma ekosistemindeki uzmanlığın birikiminin uzay sistemlerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığını vurguladı.
Türkiye’nin savunma sanayisinin yüksek karmaşıklıkta teknolojik sistemleri tasarlayabilen, üretebilen, entegre edebilen, test edebilen ve sürdürebilen bir ekosistem geliştirdiğini söyleyen Tütüncü, bu mühendislik yeteneğinin uzay sistemlerinin geliştirilmesi için güçlü bir temel sağladığını ifade etti.
Tütüncü, “Bir uydu, iletişim, elektronik, yazılım, enerji sistemleri, sensörler, yapılar ve görev boyunca birlikte başarılı bir şekilde çalışması gereken birçok alt sistemi bir araya getiriyor. Türkiye, savunma ve havacılık programları aracılığıyla bu tür karmaşıklığı yönetme yeteneğini yıllardır güçlendiriyor.” dedi.
Uzay alanında kullanılabilecek savunma teknolojilerine de değinen Tütüncü, ileri düzey elektro-optik ve radar sensörlerinin gözlem ve uzaktan algılama uygulamalarındaki desteklerine işaret etti.
“Güvenli ve yüksek bant genişliğine sahip iletişim teknolojileri, uydu iletişimi ve veri iletimine katkıda bulunabilirken, yapay zeka ve otonom sistemler, giderek daha fazla seyir, görev yönetimi, veri işleme ve uzay aracı operasyonlarına destek verebilir.” diye ekledi.
Ay araştırma programı
Benzer şekilde, Türkiye’nin Ulusal Uzay Programı ve Ay uzay aracı fırlatma planlarına da değindi.
Tütüncü, “Türkiye’nin ulusal uzay projeleri sayesinde biriken teknolojilerin ve deneyimlerin nasıl birbirini güçlendirmeye başladığını görüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin Ulusal Uzay Programı’nın bir parçası olan Ay Araştırma Programı çerçevesinde TÜBİTAK UZAY’ın yerli içerik oranı yüzde 80’in üzerinde olan bir uzay aracı geliştirdiğini ve fırlatma hedefinin 2027’nin ilk yarısı olduğuna dikkat çekti.
Türkiye, yerli olarak geliştirilen hibrit itki sistemi ile donatılan Ay uzay aracını 2027’nin ilk aylarında fırlatmayı planlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı, bu bilgiyi geçen ay aktarmıştı.
Aynı zamanda, Tütüncü, Türkiye’nin başarıyla tamamladığı uydu programlarından özellikle IMECE ve Türksat 6A’nın “Ay Araştırma Programı’na da doğrudan katkı sağladığını” hatırlattı.
Tütüncü, Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısının tek bir platform geliştirmekten değil, bir ekosistem oluşturmakla mümkün olduğunu belirtirken, bu ilkenin “uzay için de geçerli olduğuna” inandığını söyledi.
Büyük ulusal programların, teknolojik hedefler, talep ve birikmiş deneyim yaratmaları açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Tütüncü, “Ancak sürdürülebilir bir teknoloji ekosistemi, yalnızca bir dizi amiral gemisi projeye dayanamaz.” dedi.
Bu bağlamda, Tütüncü, bu programların etrafında KOBİ’ler, teknoloji girişimleri, üniversiteler, araştırmacılar, özel üreticiler, ana yükleniciler ve uluslararası ortakların bulunması gerektiğini ifade etti.
SAHA İstanbul’ın, KOBİ’lerin büyük programlara girebileceği ve Türk şirketlerinin uluslararası uzay pazarlarında rekabetçi tedarikçiler olabileceği yapısal ve bağlantılı bir endüstriyel ekosistem oluşturma çabasına da değinen Tütüncü, “IAC 2026, uluslararası uzay ekosistemini Türkiye’nin kendi endüstriyel ve teknolojik yetenekleriyle doğrudan bir araya getireceği önemli bir hızlandırıcı olabilir.” dedi.
