Türkiye’de yapay zeka, reklam ajanslarının ve markaların müzik yaratmasını sağlıyor. Sadece birkaç kelimeyle bir komut giren ajanslar, tür, tempo, ruh hali ve vokal tarzını seçerek markaya özel şarkılar oluşturabiliyor. Artık stüdyo kiralamaya, besteci beklemeye gerek yok; yaratılan müzikler, dakikalar içinde hazırlanıyor.
Bu süreç, reklam verenler için hızlı, ekonomik ve pratik bir çözüm sunarken, başka tartışmaları da beraberinde getiriyor. Reklam şirketleri, bir yapay zeka platformuna ödeme yaparak “ticari kullanım hakları” alıyor. Ancak, bu şarkıların eğitilmesinde hangi eserlerin kullanıldığını, kimin seslerinin öğrenildiğini ve üretilen melodinin başka bir eseri ne kadar andırdığını bilmeyebiliyorlar.
Ödeme yapıldığı, izin alındığı ve müziğin indirildiği düşünülse de, arka planda çözülmemiş pek çok sorun bulunuyor. Eğer yapay zeka, Türk bestecilere ait eserlerden öğretilmişse, izin kimden alındı? Hak sahiplerine bir ödeme yapıldı mı? Bu soruların yanıtları genelde belirsiz kalıyor.
AI’nın ürettiği müzikler, var olan bir esere benzerlik gösterdiğinde ise sorunlar daha da karmaşıklaşıyor. Ajans çalışanları veya reklam verenler, yapay zekanın ürettiği müzikte özgünlüğün sorgulanamayacağını düşünebilir. Ancak, hukuk açısından bu durum pek de öyle değil. Kısacası, teknoloji hızla ilerlerken, sanatçılar haklarının farkında olmalı. Şu anda Türkiye’de “AI müzik lisansı” adı altında tek bir resmi izin bulunmuyor, bu nedenle sektörde net kurallara ihtiyaç var.
Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, genç sanatçı Marsi de müzik kariyerinde yeni adımlar atıyor. 28 Ağustos’ta yayımlanan “Inadına” şarkısıyla, kendi sesini ve tarzını inşa etme yolunda önemli bir aşama kaydetti. Genç sanatçı, müziğinde pes etmemeyi ve kendi yolunda ilerlemeyi vurgulayan bir mesaj veriyor. Üç şarkıyla, giderek belirginleşen bir Marsi dünyası oluşturuyor ve yeni projeleriyle dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
