Kültürel dünyanın durumu, şiddetli ve yıkıcı olarak tanımlanırken, birçok kişi için bir varoluşsal tehdit olduğu konuşuluyor. Demokrasi tehlikede ve yeni bir medeniyet inşa etme planları gündemde.
Fransa’da, kültürel etkinliklerin iptali ve kamu bütçelerinin kesilmesi gibi saldırılarla karşı karşıya kalınıyor. Kültür Bakanlığı, ülkedeki 28 büyük kültürel kurumun fonlarını kısmen dondurdu. Kitap yayıncılığındaki, basındaki ve yayın medyasındaki mülkiyetin yoğunlaşması, büyük tepkilere yol açtı. Öne çıkan eleştirilerden biri, “Bolloré’yi kapatma” çağrısı; bu, kolektif hayal gücünün faşist bir ele geçirilme tehlikesi altında olduğu endişesinin bir yansıması. Özel bağışların artan etkisi daha az endişe yaratırken, kamu fonlu sanatların kesintisi, gerçekçilik adına normalleşirken demokratik gerilemenin bir kanıtı olarak görülüyor.
Kültürel sektörde çalışanlar, sadece çalışma koşulları için değil, aynı zamanda vatandaşlar olarak da korku içinde. “Sol görüşlü sempati” olarak tanımlanan geniş bir koalisyon oluşmakta. Kültür savaşları dönemi kapıda.
Hegemonya üzerine kurulmuş olan bu siyasi pazarlama, Gramsci’nin fikirler dünyasında gücün kazandığını savunuyor. Ancak Gramsci’nin düşünceleri daha karmaşık. Onun ‘Hapisteki Defterler’ adlı eserinde belirttiği gibi, gücün fikretme alanında kazanılması gerektiği tartışılmaz.
