AC Milan ve Benfica, Çarşamba günü Avrupa futbolunun en eski rekabetlerinden birini yeniden yaşatacak. İki eski şampiyon, Avrupa Ligi’ndeki mücadelelerine San Siro’da başlayacak.
Her iki kulüp de geçen sezon beklentilerin altında kalarak Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansını yitirdi. Ancak, her biri, gelecek bahar Frankfurt’ta düzenlenecek kupa için önde gelen adaylardan biri olarak bu turnuvaya giriyor.
Milan’ın Avrupa’nın elit takımları arasında yer alamaması, geçen sezonun sonunda yaşanan dramatik bir çöküşe dayandı. Son 10 Serie A maçında yaşadığı altı yenilgi, değerli puan kaybına neden oldu ve bu durum kulüp yönetiminde köklü değişikliklere zemin hazırladı.
Max Allegri’nin ikinci dönemi bir yıl sürdü ve ardından kulüp, yeni teknik direktör Ruben Amorim’i atadı. Amorim, yeni sezona yenilmez bir başlangıç yaptı.
Rossoneri, Torino ve Venezia karşısında kazandıktan sonra ligde iki maçta berabere kaldı. Juventus, Torino’da son dakika eşitliğini sağlarken, Milan Lazio karşısında iki gol geriden gelerek bir puanı kurtardı. Avrupa’da geçen sezon tamamen kayıplardan sonra, Milan, 2025’teki Şampiyonlar Ligi playoff’undan elenmesinden sonra ilk kez kıtanın sahnesine dönüyor.
Amorim için Avrupa Ligi, 2025 finalinde Manchester United takımıyla yaşadığı kaybın ardından Avrupa’daki itibarını yeniden inşa etme fırsatı sunuyor. Daha önce Sporting Lizbon’da başarılı bir dönem geçirerek kendini Avrupa’nın en umut verici teknik direktörlerinden biri olarak kanıtlamıştı.
Bu durum, Çarşamba günkü maçı özellikle ilginç kılıyor. Amorim, oyuncu olarak dokuz yıl geçirdiği Sporting’de, teknik direktör olarak Benfica’ya karşı sürekli üstünlük sağladı.
Ancak tarih, konuk takım için pek umut verici görünmüyor. Benfica, Milan ile oynadığı altı resmi maçta hiç galip gelemedi; 1963 ve 1990 yılındaki Avrupa Kupası finalleri de bu durumu destekliyor. Yine de Portekizli dev, yeni teknik direktör Marco Silva yönetiminde elde ettiği etkileyici form grafiği ile İtalya’ya moralli gelmekte.
Geçtiğimiz sezon iç sahada hayal kırıklığı yaşayan Benfica, José Mourinho yönetiminde Primeira Liga’da üçüncü sırada yer aldı ve bu sebeple Avrupa Ligi eleme turlarında mücadele etmek zorunda kaldı. Silva’nın dönemine, İsviçreli St. Gallen’e karşı beklenmedik bir mağlubiyetle başlamışlardı.
Eagles, hızlı bir şekilde toparlanarak ikinci maçta St. Gallen’i 5-0’la geçtikten sonra Hearts’ı 7-2 ve AGF’yi 6-2’lik toplam skorla eleyerek grup aşamasına yükseldi.
O zamandan beri Benfica, iç sahada dört maç üst üste kazanarak 12 gol attı. Son galibiyetleri ise dramatik bir şekilde, Gil Vicente karşısında son dakikada buldukları gollerle 3-1’lik bir üstünlük sağladı ve tüm yarışmalarda yedi maçlık galibiyet serisi elde ettiler.
Marco Silva’nın takımı, bu zorlu seriye çarşamba günü Milan’a karşı başlayarak Porto ile oynayacakları dış saha maçıyla devam edecek.
Milan, bu maçta bazı oyuncu değişiklikleri yapabilir. Ancak Amorim’in 3-4-2-1 dizilişini koruması bekleniyor. Ev sahibi takım, Lazio’ya karşı kadroya alınan Mattia Gabbia ve Mario Gila’nın iyileşmesiyle neredeyse tam kadro olarak sahada olacak.
Luka Modric’in durumu, kadroda en çok merak edilen konulardan biri. 41 yaşındaki orta saha oyuncusu, Avrupa’da 156 maça çıkarken, Şampiyonlar Ligi dışındaki son maçı ise Kasım 2011’de oldu.
Amorim, Goncalo Ramos’un arkasında oynayacak forvet pozisyonları için birçok seçeneğe sahip. Alphadjo Cisse, Alexis Saelemaekers, Ruben Loftus-Cheek, Omari Hutchinson ve Christian Pulisic, forma giymek için mücadele ediyor. Ramos, seçilmesi durumunda eski kulübüne karşı daha fazla motivasyonla sahada olacak.
Benfica, Vangelis Pavlidis’in sağladığı hücum tehdidini umuyor. Yunan forvet, eleme turlarında altı gol atarken, Primeira Liga’da sekiz gol ekledi. UEFA yarışmalarındaki gol oranı da oldukça etkileyici; iki maçta bir gol ortalaması tutturdu.
Benfica, omuz sakatlığı nedeniyle Alexander Bah’dan yoksun kalacak. Bu durumda Daniel Banjaqui veya çok yönlü kaptan Fredrik Aursnes, sağ bek pozisyonunu üstlenebilir.
