Birleşmiş Milletler Türkiye Koordinatörü Babatunde A. Ahonsi, Türkiye’nin iklim finansmanı ve sıfır atık konusundaki tecrübelerinin, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) iklim taahhütlerinden somut çözümlere dönüşmesine yardımcı olabileceğini belirtti.
Ahonsi, Daily Sabah’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin gelişmiş, gelişmekte olan ve iklim değişikliğinden etkilenen ülkeleri bir araya getirerek küresel iklim hedeflerini hayata geçirme fırsatına sahip olduğunu ifade etti.
COP31’in dünya genelindeki tartışmaları “taahhütlerden uygulamaya” taşımak zorunda olduğunu vurgulayan Ahonsi, gelişmekte olan ülkelere taahhüt edilen kaynağın ulaşılabilir hale gelmesi gerektiğini de belirtti.
Ahonsi, gelişmiş ülkelerin 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkeler için yılda en az 300 milyar dolar kaynağı harekete geçirmeleri gerektiğinin altını çizerek, kamu ve özel sektör kaynaklarından her yıl en az 1.3 trilyon dolar iklim finansmanı toplanması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin iklim finansı konusundaki deneyimlerinin önemli olduğunu dile getiren Ahonsi, İstanbul İklim Finansmanı Haftası sırasında gerçekleştiren iklim finansmanı politikası diyaloguna dikkat çekti. Bu tür etkinliklerin, iklim finansmanı ekosisteminin temellerini belirlemek için hükümet, uluslararası finansal kuruluşlar, kalkınma bankaları ve özel sektörü bir araya getirdiğini kaydetti.
Ahonsi, sıfır atık konusunda Türkiye’nin uluslararası alanda nasıl öncülük ettiğini de vurgulayarak, bu başarının daha geniş ve ölçülebilir bir uygulamaya dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin tecrübelerinin, Antalya’da bulunan ülkeler arasında bilgi, teknoloji ve çözümlerin değişimi için bir platform sağlayabileceğini belirtti.
COP31’in başarısını sağlamak için iklim taahhütleriyle finans, teknoloji ve iş birlikleri arasında bir bağ kurulması gerektiğine dikkat çeken Ahonsi, COP31’in daha temiz enerjiye erişim, daha dayanıklı şehirler ve daha iyi koruma sağlayan topluluklar hedeflemesi gerektiğini ifade etti.
Son olarak, COP31’in başarılı olup olmadığını değerlendirmek için emisyonların düşüp düşmediği, adaptasyon süreçlerinin hızlanıp hızlanmadığı ve iklim yatırımlarının gerçekten ihtiyaç duyan ülkelere ulaşması gerektiğini vurguladı. Eğer bunların bir kısmına ulaşılabilirse, COP31 ve Türkiye’nin başkanlığı kalıcı bir miras bırakmış olacak.
