Georgetown Üniversitesi öğrencileri, kampüs topluluğunun zayıflamasıyla ilgili endişelerini dile getiriyor. Geçtiğimiz otuz yıl içinde okulu bitiren ebeveynlerin anılarından sonra, şu anki öğrenciler bu bağı bulmakta zorluk çekiyor. Önceleri, birçok öğrenci akşamlarını üniversitenin barı “The Pub”da geçirirken, günümüzde gençlerin gideceği mekanlar ise daha uzak ve her bireye göre değişiklik gösteriyor. Georgetown’un öğrencileri, kampüs içindeki sosyal yaşamın güçlendirilmesi için bir araya gelerek bu durumu değiştirmeye çalışmalılar.
Georgetown Üniversitesi, toplulukla alakalı endişelere yönelik olarak, öğrencilerin off-campus yaşamını izleyen Öğrenci Mahalle Yardımcı Programı (SNAP) aracılığıyla partilerin hızla kapatılmasını önceliklendiriyor. 11:00 veya 12:00’de partilerin kapatılması, kampüste dinamik bir sosyal yaşam oluşturmayı zorlaştırıyor.
Öğrenciler, üniversitedeki bar mekanlarının geri getirilmesinin çözüm olmasını umuyor. Ancak, yaklaşık üçte birinin reşit olmadığını düşününce, bu durum hem finansal hem de yasal zorluklar yaratıyor. Ayrıca, üniversitenin mevcut bütçe endişeleri de bar açılmasını zorlaştırıyor.
Kampüs kulüpleri, sosyal etkinlikler düzenleyerek bu boşluğu doldurmaya çalışıyor, fakat bu durum öğrencilerin arasında daha fazla bölünmelere yol açıyor. Öğrenciler, doğru kulüplere giremediklerinde sosyal hayatlarının sona erdiğini hissedebiliyor. Georgetown’un rekabetçi kulüpleri, farklı bakış açılarına veya ilgi alanlarına sahip bireylerle tanışma fırsatlarını kısıtlıyor.
Georgetown’un siyasi yapısı ise birleştirici bir unsur olarak öne çıkıyor. Öğrenciler, önemli konulara ilgi duyuyorlar. Ancak, yoğun siyasi ortamda rahatlamak adına bir basketbol oyununda coşku yaşamak bazen önemsiz gelebiliyor. Öğrenciler, gerçek dünya sorunlarını çözme becerisini geliştirmek için yalnızca bir araya gelmek gerektiğini savunuyor.
Georgetown topluluğunun yeniden güçlendirilmesi için, mezunların daha aktif bir şekilde katılım göstermesi gerekiyor. Mezunlar, üniversite topluluğunun önemli bir parçasını oluşturuyor ve onların görüşlerine ihtiyaç duyuluyor. Mezunlarla etkileşim, öğrencilere üniversite yönetimini kampüs topluluğuyla ilgili endişelere duyarlı hale getirme konusunda avantaj sağlayabilir.
Tüm bunların işe yarayıp yaramayacağı belirsiz. Ancak Georgetown’lu olmanın ne anlama geldiğini keşfetmek, bu nesil öğrenciler için değerli bir deneyim olabilir.
Norah Conaton, Harici İlişkiler Fakültesi birinci sınıf öğrencisidir. Bu yazısı “Sersem ve Şaşkın” başlıklı köşesinin ilk bölümüdür.
