Pasifik’teki ticari derin deniz madenciliği, ABD ve Çin arasındaki kritik minerallere yönelik artan rekabet nedeniyle, politika sınırlamaları olmadan birkaç ay içinde başlayabilir. Yeni bir rapor, bu durumun ciddi tehlikeleri beraberinde getirebileceği konusunda uyarıyor.
Lowy Enstitüsü’nün analizine göre, derin deniz madenciliği 2027 yılına kadar başlayabilir. Pasifik Okyanusu’nun tabanında çok sayıda değerli kaynağın bulunduğu kaydediliyor.
Dünyanın iki büyük ekonomisi arasındaki rekabet, batarya, silah sistemleri ve enerji şebekeleri gibi ürünler için artan talep ile yönlendiriliyor.
Rapor, Pasifik ülkelerinin ekonomik kazanç beklentisi ile ekosistem, balıkçılık, gıda güvenliği, geçim kaynakları ve kültür üzerindeki geri dönüşü olmayan zararlar arasında ikilemde kaldığını ortaya koyuyor. Ticari derin deniz madenciliği için uluslararası bir yönetişim çerçevesinin eksikliği, Pasifik devletlerini uluslararası kabul gören korumalar olmadan müzakere yapmaya zorlamakta.
Dr. Connor Graham, “Kritik mineral hâkimiyeti için bu büyük güç mücadelesinin ortasında kalan Pasifik Adası ülkeleri için ekonomik teklif zorlayıcı,” diyor. Graham, bu ülkelerin, çok daha fazla kaynağa, bilgiye ve yasal kapasiteye sahip taraflarla bireysel olarak müzakere etmek zorunda kaldığını belirtiyor.
Avustralya’nın Pasifik’teki derin deniz madenciliği konusunda net bir tutum almamış olduğunu; ancak bu konuda etkili olabilecek konum, ilişkiler ve kurumsal varlığa sahip olduğunu ifade ediyor. Avustralya’nın Pasifik Adaları Forumu’ndaki üyeliği ve ABD’nin uzun süreli müttefiki olması bu etkileyici unsurlar arasında.
Avustralya, kritik minerallerin sağlanması konusunda önemli bir stratejik rezerv oluşturduğunu ve bu minerallerin ülke ekonomisi ve ulusal güvenliği açısından hayati önem taşıdığını duyurdu. Bu bağlamda, 1.2 milyar dolarlık bir rezerv oluşturdu. Ancak Graham, “Bu faaliyetin başlaması için yazılı bir standart taahhüdü, daha çok bir abstansyon,” diyerek Avustralya’nın bu tartışmadan çekinmemesi gerektiğini vurguladı.
