Modern Filistin sanatının en etkili isimlerinden biri olan Sliman Mansour, 79 yaşında işgal altındaki Doğu Kudüs’te hayatını kaybetti. Mansour’un eserleri, Filistin kimliğinin, hafızasının ve direnişinin kalıcı sembolleri haline gelmişti.
Tanınmış ressam, heykeltıraş, yazar ve karikatürist Mansour, tedavi gördüğü Al-Makassed Hastanesi’nde vefat etti.
1947 yılında Ramallah’ın yakınındaki Birzeit kasabasında doğan Mansour, kariyerinin büyük kısmını Filistinlilerin anavatanlarıyla bağlantılarını resmetmeye ve tarihlerini, kolektif hafızalarını sanatla korumaya adadı.
Sanatını direnişin bir biçimi olarak gören Mansour, 2024 yılında Anadolu Ajansı’na verdiği bir röportajda, eserleri aracılığıyla Filistinlilerin topraklarına bağlılığını, onu koruma azimlerini ve Filistin’in güzelliklerini sergilemeye çalıştığını ifade etti.
Mansour’un en bilinen eserlerinden biri, 1973 yapımı “Zorlukların Deve” adlı tablosudur. Bu eser, Kudüs şehrini taşıyan büyük bir yük altında eğilmiş yaşlı bir Filistinli adamı tasvir ediyor. Tablo, büyük bir göz şeklindeki yükün içinde Kubbet-üs-Sahra’yı da barındırıyor.
Mansour, Filistin’i yorgun ve yalnız bir adam olarak sıkça canlandırdı. Sanatında 1948 Nakba’sının sembolü olan portakal ağacı ve 1967 Savaşı’nı temsil eden zeytin ağacı gibi imgeleri kullandı. Bu tekrar eden imgeler, Mansour’un Filistin direnişinin görsel kimliğini şekillendirmesine yardımcı oldu.
1970’li yıllardan itibaren, eserleri Filistin mücadelesine ilişkin görsel sembollerin gelişiminde etkili bir rol oynadı. Bezalel Sanat ve Tasarım Akademisi’nde güzel sanatlar eğitimi alan Mansour, profesyonel olarak karikatüristlik de yaptı.
Kariyeri boyunca Roma Ödülü, UNESCO ödülü, Arap Yaratıcılar İçin Nil Ödülü ve Plastik Sanatlar için Filistin Ödülü gibi pek çok yerel ve uluslararası ödül kazandı. Kendi sanatsal pratiğinin yanı sıra, işgal altındaki Batı Şeria’daki çeşitli kültürel kurum ve üniversitelerde sanat dersleri vererek sonraki nesil Filistinli sanatçıların eğitimine katkıda bulundu.
Mansour’un sanat eserleri, Filistin yaşamının, zorunlu göçün ve toprağa bağlılığın kalıcı bir kaydını bırakıyor ve onu modern Filistin sanatının belirleyici figürlerinden biri haline getiriyor.
