Türkiye, yerli petrol arayışını 1930’lu yıllara kadar uzanan bir geçmişe sahip. 1954 yılında Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) kurulması ile birlikte, ülke genelinde sondaj kampanyaları gerçekleştirilmiştir. Ancak nüfus artışı, sanayileşme ve ekonomik büyüme, talebin yerli üretimden daha hızlı artmasına neden oldu. Bu durum, petrolü Türkiye’nin enerji ithalat faturası ve cari açığındaki önemli bir kalem haline getirdi. 2017’de hayata geçirilen Ulusal Enerji ve Maden Politikası, yerli petrol ve doğal gaz kaynaklarının keşfini hızlandırarak bu durumu değiştirmeyi amaçlıyordu. Daha yoğun kara programları, denizlerde daha güçlü sismik araştırma ve sondaj yetenekleri ile desteklendi; Gabar ise bu politikada en somut kara sonucu olarak öne çıktı.
2020 yılında Şırnak’taki Gabar Dağı’nda başlatılan sismik araştırmalar, umut verici bulgular ortaya koydu. Ardından sondaj çalışmaları başladı. 2021 yılında ilk kuyular faaliyete geçirildikten sonra süreç ivme kazandı; ilave keşifler ve üretim kuyuları alanı giderek genişletti. Son resmi verilere göre, Gabar’daki günlük petrol üretimi rekor seviyeye ulaşarak 83,300 varil oldu ve 2021’den bu yana toplam ham petrol üretimi 50 milyon varili aştı.
Bu ilerlemenin önemi, Türkiye’nin birkaç yıl önceki üretimi ile karşılaştırıldığında daha net bir şekilde görülüyor. Ülkenin toplam günlük ham petrol üretimi 2022 yılında yaklaşık 65,000 varil seviyesindeyken, bugün Gabar tek başına bu miktardan daha fazla üretim yapıyor. Dolayısıyla Gabar, sadece tek bir başarılı keşif değil; Türkiye’nin petrol üretim kapasitesinde daha geniş bir dönüşümün yansımasını da simgeliyor.
Gabar, Türkiye’nin mevcut tüketimi düşünüldüğünde, ülkenin petrol ithalatına bağımlılığını tek başına sona erdiremez. Ancak üretilen her varil, yurtdışından satın alınacak bir varilin yerini alıyor. Üretim günlük yaklaşık 80,000 varile ulaştığında, Gabar’ın yıllık ekonomik değeri yaklaşık 2 milyar dolar olarak hesaplandı. Yüksek yerli üretim, ithalat faturasını azaltmaya ve cari açığı desteklemeye yardımcı oluyor. Bu katkı, özellikle üretim bölgelerindeki çatışmalar, yaptırımlar veya kritik ulaşım yollarındaki kesintiler uluslararası tedariklerde belirsizlik yarattığında daha stratejik bir hal alıyor.
Gabar’da elde edilen başarı, Türkiye’nin keşif hikayesinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Şırnak’ın yanı sıra Batman, Adıyaman, Hakkari, Van ve Diyarbakır’da da çalışmalar devam ediyor. 2025’te gerçekleştirilen sondajlar, 62 milyon varil yeni rezerv tespit edilmesini sağladı. Türkiye, 2026 için 282 kara ve 18 deniz sondajı planlıyor. Bu veriler, Gabar’ın izolasyon değil, daha geniş bir keşif ve üretim stratejisinin parçası olduğunu gösteriyor.
Petrol, Türkiye’nin daha düşük karbonlu enerji sistemine geçiş yapmasına rağmen, kısa vadede ulaştırma, havacılık, sanayi ve petrokimyalarda önemini koruyacak. Bu bağlamda, Gabar’ın Türkiye’nin petrol ithalatını bitireceği iddiası yanıltıcı olur. Asıl önemli olan, ülkenin yerli üretim kapasitesini artırma yeteneğini güçlendirmesi ve yeni keşiflere olan güveni sağlamasıdır. Bu çabalar, ileri teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve sürekli yatırımlarla devam ederse, Gabar’da başlayan yükseliş, Türkiye’nin petrol sektöründeki daha geniş bir dönüşümün başlangıcını temsil edebilir.
