Kıbrıs, tekrar kendi inisiyatifiyle başlatmadığı bir çatışmanın eşiğinde bulunuyor. İran’ın, ABD’nin yeni bir saldırıya geçmesi durumunda yanıtını genişletmeyi düşündüğü iddia ediliyor.
Financial Times’a göre, İran rejimine yakın kaynaklar askeri planlayıcıların Güneydoğu Avrupa’daki muhtemel ABD ve müttefik hedeflerini değerlendirdiğini bildirdi. İngiltere’nin adada bulunan askeri varlığı ve bu üslerin ABD liderliğindeki operasyonlarda kullanılma potansiyeli nedeniyle Kıbrıs’ın da bu hedefler arasında yer aldığı kaydedildi.
Bu rapor, Kıbrıs’a yönelik bir saldırının yakın olduğunu veya kesin bir karar alındığını öne sürmüyor. Aksine, adanın, Washington’un savaşı önemli ölçüde tırmandırması veya İran’ın kritik altyapısına saldırması durumunda olası misilleme senaryolarından biri olduğu belirtiliyor.
Kıbrıs’ta yaşayan vatandaşlar için bu ayrım büyük önem taşıyor. Bildirilen tehdit, Cumhuriyet Kıbrıs’ını veya genel nüfusu değil, özellikle Britanya üslerini hedef alıyor. Ancak Kıbrıslılar, coğrafyanın adayı bölgesel krizlere sürükleme alışkanlığını iyi biliyorlar.
Akrotiri, Mart ayında bir insansız hava aracıyla vurulmuştu. Batılı yetkililer, saldırının İran yapımı bir uçakla, doğrudan İran tarafından değil, İran’ın bölgedeki vekil gruplarından biri tarafından gerçekleştirildiğinden şüpheleniyor.
İranlı yetkililer ve askeri komutanlar, ülkelerine saldırı başlatmak için kullanılan herhangi bir üssün meşru bir hedef olarak kabul edilebileceği konusunda daha önce uyarılarda bulunmuştu. Son raporlar, çatışmanın yoğunlaşması durumunda bu ilkenin Orta Doğu dışına da genişletilebileceğini öne sürüyor.
Güvenlik analistleri, İran’ın güney veya güneydoğu Avrupa’daki hedeflere ulaşma kapasitesinin gerçek ama sınırlı olduğunu söylüyor. Bazı İran füzeleri gerekli menzile sahip olabilir, ancak bunları daha uzak bir mesafeye taşımak, hem yük kapasitesini hem de isabet oranını azaltabilir. Bu nedenle, İran’ın bölgede müttefik gruplarla hareket etme olasılığının daha yüksek olduğu belirtiliyor.
Tüm bu hesaplamalar, Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin tıkandığı ve sert muhalefet unsurlarının İran liderliği içinde daha fazla etki kazandığı bir dönemde gündeme geliyor. Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli petrol ve gaz akış yollarından biri olmaya devam ediyor ve bu karşıtlığın merkezinde yer alıyor.
Tüm bu gelişmeler, Kıbrıs için daha acil bir durumu da beraberinde getiriyor. Doğrudan bir güvenlik olayı yaşanmadan bile, bu tür bir tırmanış yakıt ve taşıma maliyetlerini artırabilir, deniz taşımacılığını sekteye uğratabilir ve hanelerin bütçelerine ek baskılar getirebilir.
Kısacası, paniğe kapılmak için bir neden yok. Ancak stratejik öneme sahip Britanya üslerine ev sahipliği yapan ve Orta Doğu’ya kısa bir uçuş mesafesinde bulunan bir ada için dikkatli olmakta fayda var.
