2017 yılında, ABD Başkanı Donald Trump, Kanada’nın da dahil olduğu birçok Pasifik ülkesiyle yapılan dev ticaret anlaşmasından fütursuzca çekildi.
ABD’nin Trans-Pasifik Ortaklığı’ndan (TPP) çıkışı, eski başkan Barack Obama’nın imzasını taşıyan ve Trump’ın “ülkemizin bir tecavüzü” olarak nitelendirdiği bu anlaşmanın kalan imzacıları için başlangıçta büyük bir rahatsızlık yarattı.
Ancak bu darbe alan ticaret ortakları bir araya gelerek, kapsamlı ve ilerici bir anlaşma olan CPTPP’yi (Kapsamlı ve İlerici Trans-Pasifik Ortaklığı) oluşturdular. Anlaşma, 2018 yılında yürürlüğe girdi.
CPTPP, Kanada’nın Indo-Pasifik bölgesindeki ticaret hedefleri açısından kritik bir öneme sahip. 12 ülkeden oluşan bu ticaret paktı, diğer orta güçlerin de ilgisini çekiyor ve Trump’ın küresel ticaret savaşına karşı bir sigorta işlevi görüyor.
Kanada’nın yanı sıra CPTPP üyeleri arasında Avustralya, Meksika, Şili, Japonya ve Birleşik Krallık gibi ülkeler de bulunuyor. Bu ülkelerin çoğu, kurallara dayalı ticaretin çöküşü ve Trump’ın artan ekonomik baskısıyla zorluklar yaşıyor.
Birleşik Krallık, CPTPP’ye resmi olarak bu hafta katıldı ve Londra, iş dünyasını bu anlaşmayı kullanmaları için teşvik ediyor. (Ottawa, Birleşik Krallık’ın katılımını Temmuz ayında onayladı.)
Maliye Bakanı John Healey, 1 Eylül’de yaptığı basın açıklamasında, “Her bölgede hissedilen iyi bir büyü istiyoruz, sadece grafiklerde değil,” dedi.
İki ülke arasında mevcut bir ikili ticaret anlaşması olmasına rağmen, Londra CPTPP’nin İngiliz işletmeleri için daha fazla avantaj sağladığını belirtiyor. Bu avantajlar arasında iş hareketliliğinin artırılması ve kamu alımına daha iyi erişim de bulunuyor.
Orta güçler, hem ABD hem de Çin’e karşı bir önlem olarak CPTPP ticaret bloğuna katılmayı ya da daha güçlü bağlar kurmayı değerlendiriyor. Güney Kore, 2021’de CPTPP’ye katılma arzusu göstermişti ve yakın zamanda muhtemel üyelik için paydaş danışmalar başlattı.
Tayvan ve Çin ayrı ayrı bu ticaret paktına katılma isteğini dile getirdi. Ancak her iki ülkenin katılımı, mevcut üyeler için politik açıdan sorunlu olacağı düşünülüyor.
ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA), imzacıların “pazar dışı” bir ülke ile serbest ticaret anlaşması yapmalarını açıkça yasaklıyor. (Bu ifade, Çin’i kodlamaktadır.)
Amerikan korumacılığı, Japonya’nın CPTPP’nin ideal ev sahibi olarak kendini tanıtma isteğini artırıyor. Avrupa Birliği ise CPTPP ticaret bloğu ile iş birliğini güçlendirmek istiyor ve Kanada’nın desteğini bekliyor.
CPTPP, ABD ile yaşanan gerilimler sırasında, ABD dışı ihracatları 2035 yılına kadar iki katına çıkarma hedefinin temel taşını oluşturuyor. 21 Ağustos’ta Kanada ile ABD arasındaki ticaret görüşmeleri tıkanmış ve karşılıklı tarifeler getirilmiştir.
Trump, 28 milyar dolar değerindeki Kanada ihracatına %50 tarife uygulamakla kalmamış, 1 Ocak 2027 itibarıyla otomotiv tarifelerini %25’ten %50’ye çıkarma ve otomobil parçaları için ilk kez uygulama tehdidinde bulunmuştur.
Trump’ın CPTPP’nin önceki anlaşmasından çekilmek üzere attığı adımlar, dokuz yıl sonra orta güçler için bir fırsat haline gelmiştir. Kanadalıların bu güvenlik ağı için minnettar olduğunu belirtmeyi unutmayalım.
