14 Eylül 2026
İmzacısı olduğumuz kuruluşlar olarak, Türkiye genelinde LGBTI aktivistleri ve insan hakları savunucularını hedef alan geniş çaplı polis baskınlarını ve gözaltıları kınıyoruz. Gözaltına alınanların derhal korunmasını ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, derneklerin toplantı ve gösteri yapma hakkını engelleyen her türlü uygulamanın son bulmasını ve insan hakları ilkeleri ile hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesini istiyoruz.
LGBTI kuruluşlarından ve uluslararası medya raporlarından alınan bilgilere göre, polis 12-13 Eylül gecesi evleri ve dernek ofislerini bastı. Yaklaşık 50-60 LGBTI insan hakları savunucusunun arasında bulunduğu en az 162 kişi gözaltına alındı; bu sayının artması bekleniyor. Gözaltı gerekçeleri arasında “edepsizlik”, “fuhuş” ve ahlaka aykırı suçlamalar yer alıyor. Kulüpler de baskına uğrayarak başka kişiler, dahil olmak üzere seks işçileri gözaltına alındı.
Baskınlar, LGBTI+ derneklerinin yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerini hedef aldı. Bu bağlamda, Ankara’daki Kaos GL ve Pembe Hayat; Mersin’deki Muamma ve 7 Renk; İstanbul’daki SPoD, Hevi, Lambda, LİSTAG, Pozitif Yaşam ve Pozitif-iz gibi derneklerin üye ve yöneticilerinin de gözaltına alındığı bildirildi.
Baskınlar, LGBTI+ kuruluşlarının web siteleri ve sosyal medya hesaplarının 12 Eylül’de mahkeme kararıyla engellenmesinin ardından gerçekleştirildi. Bu operasyonun ölçeği ve hedef seçimi, Türkiye’de organize LGBTI+ sivil toplumuna yönelik koordineli bir saldırıyı işaret ediyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Ailem Güvende” başlıklı operasyonda 162 kişinin, dokuz dernek ve 13 işletmenin hedef alındığını belirtti. Gürlek, bu derneklerin “LGBT ve ahlaksızlığı teşvik etmek”le suçlandığını ifade etti. Ayrıca, MASAK’ın yurt dışından alınan finansmanlar üzerinde denetim yapacağını duyurdu.
Baskınlar, Türkiye’de yıllardır devam eden LGBTI aktivizmine ve topluluk desteklerine yönelik bir saldırının yeni bir boyut kazanmasına işaret ediyor. Bu durum, derneklerin faaliyetlerini, dijital içeriklerin sansürünü, LGBTI bireyleri çocuklar, aileler ve toplum ahlakı için bir tehdit olarak gösteren siyasi söylemleri içermektedir. Ahlaka dayalı suçlamalarla birlikte düzenlenen bu baskınlar, sivil toplum kuruluşlarına yönelik daha geniş bir saldırının işaretidir.
Dijital ekipmanın ele geçirilmesi büyük bir endişe kaynağı. LGBTI organizasyonları, aktivistler, şiddet ve ayrımcılık mağdurları, avukatlar, gazeteciler ve diğer insan hakları savunucularına ait çok hassas bilgilere sahiptir. Bu bilgilerin gizliliği korunmalı ve ele geçirilen verilerin başka kişileri tanımlamak veya hedef almak için kullanılmamalıdır.
Uluslararası fon ve iş birliği, bağımsız sivil toplum için kritiktir ve suç faaliyeti olarak kabul edilemez. Mali denetim, temsil ettikleri topluluklar veya savundukları haklar nedeniyle organizasyonları damgalamak için kullanılmamalıdır.
Türk makamlarını derhal aşağıdaki taleplerimizi karşılamaya çağırıyoruz:
- İnsan hakları çalışmaları ve ifade özgürlüğü, toplanma veya barışçıl örgütlenme haklarını kullandıkları için gözaltına alınan tüm kişilerin koşulsuz olarak serbest bırakılmasını sağlayın;
- Gözaltında bulunan herkesin güvenliğini, onurunu ve prosedürel haklarını garanti altına alın; her bir gözaltı, arama ve el koyma için açık, bireysel hukuki gerekçeler sağlayın ve etkili yargı denetimi sağlayın;
- Hukukçulara derhal ve gizli erişim olanağı sağlayın;
- Ele geçirilen dijital bilgilerin korunmasını sağlayın ve gizli verilerin kötüye kullanılmasını önleyin;
- LGBTI kuruluşlarının web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerindeki orantısız kısıtlamaları kaldırın;
- Mali soruşturmaların, meşru uluslararası iş birliğini veya yabancı finansmanı ceza haline getirmemesini sağlayın;
- Ayrımcı kısıtlamaları haklı göstermek için “aile koruma”, “ahlak” gibi anlatıların kullanılmasına son verin;
- LGBTI kuruluşlarının, herhangi bir tehdit ya da ayrımcı müdahale olmaksızın faaliyet göstermelerini, iletişim kurmalarını ve finansman almalarını garanti altına alın.
Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler, AGİT/ODIHR, Türkiye’deki diplomatik misyonlar, uluslararası insan hakları kuruluşları, bağışçılar ve ortak kuruluşlar acil olarak harekete geçmelidir.
AB kurumları, Avrupa Konseyi ve BM organları, baskınları ve gözaltıları doğrudan Türk makamlarıyla kınamalı, daha fazla karşılık verme ihtimaline karşı güvenlik önlemleri talep etmeli ve insan hakları savunucularına saygı gösterilmesi gerektiğini kamuoyunda ve Türkiye ile yapılan siyasi diyalogda vurgulamalıdır.
AB ve Avrupa hükümetleri, bu konuları Türk makamlarıyla acilen gündeme getirmeli; gözaltıları ve yargı süreçlerini diplomatik varlık ile izlemeli ve etkilenenler için mevcut koruma, hukuki ve acil destekleri etkin hale getirmelidir. Avrupa kamu fonları, sivil toplum ortaklarının yanında durmalı, fonlamayı sürdürmeli ve insan hakları çalışmaları için uluslararası desteği suç haline getirme girişimlerini reddetmelidir.
Tüm iletişimlerde bu gelişmelerin, hukukun üstünlüğü, demokrasi, toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, insan hakları savunucularının korunması ve sivil alanın daralması gibi konular olduğu açıkça belirtilmelidir.
Avrupa ve Orta Asya’daki LGBTI organizasyonlarını ve müttefiklerini, Türk hareketinin taleplerini büyütmeye, kendi hükümetlerini ve Avrupa kurumlarını harekete geçirmeye, ve istenildiğinde pratik destek sağlamaya çağırıyoruz.
Uluslararası insan hakları kuruluşlarının, acil eylem ve koruma mekanizmalarını devreye sokmalarını, gözaltı ve yargı süreçlerini izlemelerini ve hedef alınan kuruluşlar ve savunucuların arkasında hukuki, savunuculuk ve koruma yeteneklerini devreye sokmalarını talep ediyoruz. Bu durum, LGBTI ile ilgili izole bir mesele olarak değil, ifade ve toplanma özgürlüğü ile insan hakları savunması üzerinde daha geniş bir saldırı olarak ele alınmalıdır.
Tüm gözaltındakilerle ve etkilenen herkesle tam dayanışma içerisindeyiz.
İnsan hakları çalışmaları suç değildir ve demokrasi ve demokratik değerler uğruna asla geri adım atmayacağız!
Üyelerimizi, ortaklarımızı ve daha geniş Avrupa ve uluslararası insan hakları hareketini, kamuoyuna tepki göstermeye, ilgili kurumlarla ve diplomatik misyonlarla irtibata geçmeye ve Türkiye’deki LGBTI kuruluşlarından bilgi yaymaya çağırıyoruz.
Bu tırmanış karşısında sessiz kalmak, daha fazla agresif baskı için zemin hazırlamaktan başka bir işe yaramayacaktır.
ERA Eşit Haklar Derneği, Batı Balkanlar ve Türkiye
Front Line Defenders
ILGA-Europe – Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve Interseks Derneği’nin Avrupa bölümü
TGEU — Trans Avrupa ve Orta Asya
