Türkiye, savunma sanayisinde geliştirilen teknoloji ve kabiliyetlerin sivil sektörlere aktarımını teşvik etmeyi planlıyor. Bu adım, kritik teknolojilerde yabancı tedarikçilere olan bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde, hükümet teknoloji yoğun sivil alımlarda yerli savunma sanayi kabiliyetlerinin kullanılmasını teşvik edecek. Böylece, yerli üretimin artırılması ve yüksek katma değerli ihracatın desteklenmesi amaçlanıyor.
Pazar günü açıklanan plan, enerji, tarım, gıda, sağlık, teknoloji ve savunma gibi stratejik sektörlerde arz güvenliğini artırarak küresel şoklar, jeopolitik gerilimler ve rekabet baskılarına karşı ekonomik güvenliği güçlendirmeyi hedefliyor.
2000’li yılların başlarından itibaren Türkiye, yurtdışına bağımlılığını azaltarak, kendi sistemlerini oluşturan ve büyük bir savunma ihracatçısı haline gelen bir ülke konumuna gelmek için milyarlarca dolarlık yatırım yapmış durumda.
Türkiye, şu anda dünyanın en büyük 11. savunma ihracatçısı konumunda. 2025 yılında sevkiyatları yüzde 50 oranında artarak 10 milyar doları geçti. Temmuz itibarıyla yıllık satışlar 11.2 milyar dolara ulaşmış durumda.
Yeni program, kritik ürünler, teknolojiler ve hizmetler için yerli üretim ve yenilik kapasitesinin geliştirilmesini öngörüyor. Ayrıca, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve güvenilir ortaklarla stratejik iş birliklerinin güçlendirilmesi planlanıyor.
Hükümet, demografik değişim, doğal afetler, jeopolitik gelişmeler ve küresel tedarik kesintilerinden kaynaklanan çoklu şoklara karşı Türkiye’nin dayanıklılığını artırmayı da hedefliyor.
Yarı iletken ve yapay zeka kapasitesi
Yerli araştırma-geliştirme, üretim ve yenilik kapasitesi, savunma, sağlık, yarı iletken ve yapay zeka gibi stratejik sektörlerde genişletilecek. Bu alanlarda geliştirilen teknolojilerin daha geniş bir ekonomiye ve sivil uygulamalara aktarımı desteklenecek.
Savunma teknolojileri ile sivil uygulamalar arasındaki etkileşimin artırılması planlanırken, teknoloji yoğun sivil ürünlerin kamu alımında Türkiye’nin yerli savunma sanayi kabiliyetlerinden yararlanılması teşvik edilecek.
Hükümet, bu yaklaşımın söz konusu sektörlerde yerli içeriğin artması ve daha yüksek katma değerli ihracatın desteklenmesi beklentisi taşıyor.
Çevik üretim yöntemlerinin daha geniş bir şekilde benimsenmesi, savunma sanayi ürünlerinin potansiyel uygulamalarını da artıracak ve yerli katkı oranını yükseltecek.
Tedarik güvenliğini güçlendirmek için imalat, enerji, tarım, sağlık ve ulaşım gibi kritik alanlarda teknolojinin geliştirilmesi ve yerli üretim desteklenecek eylem planları hazırlanacak.
Sağlık sektörü öncelikli alan
Sağlık sektörünün, Türkiye’nin savunma sanayi tarafından geliştirilen teknolojilerden en çok fayda sağlaması bekleniyor. Hükümet, aşılar, ilaçlar, tıbbi cihazlar, tanı kitleri, biyoteknoloji ürünleri ve yapay zeka tabanlı sağlık teknolojileri için Ar-Ge ve ürün geliştirme faaliyetlerini destekleyecek.
Bu girişimlerin, sağlık sektöründe yerli üretim kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığı belirtiliyor.
Türkiye, kimlik belgeleri, pasaportlar ve endüstriyel uygulamalar için yarı iletken çipler üretebilecek modern tesisler kurmayı da planlıyor.
Yarı iletken araştırma-geliştirme, tasarım, üretim ve ticarileşme alanlarında yetkinlikler geliştirileceği, ayrıca kamu kurumlarında bulunan verilerin yapay zeka uygulamaları için standart formatlarda kullanılmasını sağlamak amacıyla süreçlerin oluşturulacağı ifade ediliyor.
Dost ülkelerle iş birlikleri
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, hükümetin dost ülkelerle ortak ürün bazlı platformlar kurmayı planladığını ifade etti. Yılmaz, “Savunma sanayinde elde ettiğimiz teknoloji ve kabiliyetleri sivil sanayiye aktarmak istiyoruz” dedi.
Kamu alımlarının bu süreçte önemli bir rol oynayacağını vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik güvenliğini artırmak için diğer kritik teknolojilerin de yerli olarak geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Yılmaz, “Bu duruma sadece Türkiye perspektifinden bakmamalıyız. Dost ve kardeş ülkelerle ortak platformlar kurarak ilerlememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. Yılmaz, ABD öncülüğündeki F-35 jet programının arkasındaki çok uluslu endüstriyel yapıdan bahsederek, benzer platformların dost ülkelerle ürün bazında geliştirilip pazarlandığını belirtti.
