Türkiye, enerji ve doğal kaynaklar stratejisi çerçevesinde ilk küçük modüler reaktörünü (SMR) 2030’ların ilk yarısında devreye almayı planlıyor. Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bu açıklamayı Çarşamba günü yaptı.
Bayraktar’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin ABD ile küçük modüler reaktörler ve dördüncü nesil nükleer teknolojiler üzerine teknik bir çalışma yapmak için işbirliği başlattığı günün ardından geldi. Proje, New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu sırasında kabul edildi ve ABD Ticaret ve Geliştirme Ajansı (USTDA) ile Türkiye Nükleer Enerji kurumunun işbirliği ile finanse edilecek.
Çalışmada, dört ABD şirketine ait SMR tasarımları ve beş dördüncü nesil reaktör teknolojisi, teknik, ekonomik, yasasal ve lisanslama bakış açılarıyla değerlendirilecek. Bayraktar, bu anlaşmanın Orta Asya ve Türk Cumhuriyetlerini de kapsayacağını belirtti.
Bayraktar, Türkiye’nin nükleer sektörde sanayi kapasitesine sahip olduğunu ve teknolojik yeteneklerini geliştirmek istediğini ifade ederek, Kanada ile de nükleer işbirliği fırsatlarını araştırdıklarını vurguladı. Ayrıca, hükümetin SMR’lere yatırım yapan şirketler için teşvikler ve muafiyetler içeren düzenlemeler üzerinde çalıştığını da sözlerine ekledi.
Türkiye, Akkuyu’daki nükleer santralinin ilk reaktörünün açılışına birkaç ay uzaklıkta. Rusya’nın devlet sahibi nükleer şirketi Rosatom tarafından inşa edilen dört reaktörlü santralin toplam kurulu kapasitesi 4,800 megavat (MW) olacak. Tüm üniteler faaliyete geçtiğinde, Türkiye’nin elektrik talebinin yaklaşık %10’unu karşılaması bekleniyor.
Türkiye, Sinop’ta Karadeniz kıyısında ve Trakya bölgesinde iki ek santral inşa etmeyi planlıyor. Kanada ile projeler hakkında görüşmeleri hızlandıran Türkiye, ayrıca Çin, Rusya ve Güney Kore ile de temas hâlinde.
Bayraktar, Fransa’nın devlet sahibi EDF şirketinin nükleer enerji alanında önemli bir uzmanlığa sahip olduğunu belirterek, yakın zamanda bu firma ile bir işbirliği anlaşması imzalamayı planladıklarını aktardı. Nükleer işbirliğinin sadece yatırımla sınırlı olmaması gerektiğini, operasyonlar ve güvenlik gibi alanlarda da deneyim paylaşımının önemli olduğunu vurguladı.
Bayraktar, Türkiye’deki veri merkezlerinin elektrik talebinin 2035 civarında 5 ile 10 terawatt-saat arasında olmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.
Gelişme Yolu projesinin enerji altyapısının önemli bir bileşeni olacağını kaydeden Bakan Bayraktar, doğal gaz ve petrol boru hatları ile elektrik bağlantısı kurmak istediklerini belirtti. Enerji altyapısından yıllık milyarlarca dolarlık gelir elde etmenin, Gelişme Yolu altyapısının finansmanına yardımcı olabileceğini ifade etti.
Türkiye’nin, 2035 yılına kadar artan petrol talebini yönetmek için 13 milyon elektrikli araca ve en az 1.3 milyon şarj istasyonuna ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor. Bayraktar, bu geçişi desteklemek için ülkenin dağıtım ağlarına 50 milyar dolar, iletim altyapısına ise 30 milyar dolar yatırım gerekeceğini ifade etti.
Bayraktar, madenciliği Türkiye’nin enerji stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü belirterek, altın ve nadir toprak elementlerini kritik mineraller arasında saydı. Türkiye’nin altın ithalatının yüksek seviyelerini de vurguladı. Nadir toprak işleme ve zenginleştirmeye yönelik çalışmalar yapıldığını, devlet sahibi Eti Maden’in stratejik minerallerde daha agresif bir büyüme stratejisi yürüteceğini kaydetti.
Bayraktar, “Madencilik olmadan sanayi olamaz, madencilik olmadan enerji geçişi de mümkün değildir” dedi.
