İsveç’teki araştırmacılar, hamilelik sırasında Tylenol veya jenerik asetaminofen kullanımının, kadınların üreme organlarının gelişiminde değişikliklerle ilişkilendirilebileceğini bildirdi. Ancak, bu bulguların neden-sonuç ilişkisi kurmadığı ve gelecekteki doğurganlık sorunlarına işaret etmediği vurgulandı.
Kopenhag’daki Rigshospitalet’ten çalışma lideri Margit Bistrup Fischer, Danimarka’da yapılan bu araştırmanın, gözlemlenen farklılıkların doğurganlık veya menopoz yaşı üzerindeki etkilerini belirlemek için uzun vadeli takip gerektirdiğini söyledi.
Araştırmaya katılan hamile kadınların, kullanılan ilacın hangi markasına ait olduğunu belirtmediği ifade edildi. Kenvue, Tylenol markasının sahibi olarak hamile veya emziren kadınları, asetaminofen kullanmadan önce bir sağlık uzmanına danışmaları konusunda uyardı. Şirket, bu ilacın hamilelikte en çok araştırılan ve en güvenli ağrı kesici olduğunu belirtti.
Çalışmada, hamilelik süresince bazı versiyonları izlenen 302 üç aylık kız bebek incelendi. Annelerin kullandığı ilaç miktarının düşük olduğu, tavsiye edilen günlük maksimum dozu olan 4,000 miligramı aşmadığı ifade edildi. Çoğu kadın, baş ağrısı veya kas-iskelet ağrıları için ilacı kullandı.
Araştırmacılar, hamilelik sırasında ilaca maruz kalan bebeklerin ortalama olarak daha küçük yumurtalıklar, daha az yumurta folikülü, daha küçük rahimler ve daha düşük üreme hormonları seviyeleri gösterdiğini açıkladı.
Fischer, araştırmanın sonuçlarının bireysel bir kadın veya çocuk için kesin bir tahmin yapamayacağını belirtti. Ayrıca mevcut kılavuzların, hamilelikte ağrı ve ateş için asetaminofen veya paracetamolün güvenli olarak önerilmeye devam ettiğini ifade etti.
İsviçre’nin Basel Üniversite Hastanesi’nden üreme tıbbı uzmanı Dr. Christian De Geyter, araştırmacıların bulgularının hayvan araştırmalarıyla tutarlı olduğunu söyledi. Hamilelikte yaygın olarak kullanılan bu ağrı ve ateş düşürücünün etkilerinin menopoz dönemine kadar uzanması gerektiğine dikkat çekti.
