Son on yıl içinde Türkiye, tarihi misyonunun bulunduğu bölgelerin yanı sıra yeni kurduğu ittifaklarla, Uzak Doğu’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada olağanüstü ilişkiler kurdu.
Stratejik, ticari ve diplomatik ağlar oluşturarak, Türkiye’nin Somali, Libya, Azerbaycan’dan Irak, Suriye, Malezya ve Endonezya’ya kadar birçok ülkeyle ilişkiler geliştirdiği görülüyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Türkiye’nin çok kutuplu dünyada güç dengesinin değiştiği bir ortamda üstlendiği rolü adım adım gözlemliyoruz. Bu bağlamda, yeni ortaya çıkan Mekke Paktı, hem bölgesel hem de küresel denklemleri etkileyebilecek güçlü bir ittifaka dönüşmüş durumda.
Bu güvenlik ve savunma ittifakı, zamanla diğer devletleri de çekme potansiyeline sahip. Mısır, bu anlamda yüksek potansiyele sahip bir aday olarak ittifaka katılmayı tartışıyor.
Libya Örneği
Diğer yandan, Libya örneğinde olduğu gibi zorunlu ve yanıltıcı ittifakların nasıl bir sonuç doğurduğunu görmemiz mümkün. Fayez el-Sarraj liderliğindeki Libya hükümeti ile General Halife Haftar karşı karşıya kalmış ve ülke fiilen ikiye bölünmüştür. Haftar, büyük vilayetler ve geniş çöl topraklarından oluşan neredeyse ülkenin yüzde 80’ini kontrol ederken, başkent görünümündeki küçük bir vilayet, meşru hükümetin elinde kalmıştır.
Türkiye, Sarraj hükümetinin tek destekçisi olmuş, diğer tarafta ise Rusya’nın Wagner güçleri ile Yunanistan ve İsrail doğrudan bu denklemin bir parçası olmuştur. Mısır, ittifakın dolaylı bir üyesidir. Görünürde olmayan, ancak sahne arkasında ABD de bu ittifakın bir bileşeni olmuştur. İttifakın sahne arkasında yaklaşık 78 devlet, Sudan, Çad ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere yer almıştır.
Ancak birkaç yıl sonra Türkiye, hem etkisini artırmış hem de meşru hükümeti güçlendirmiştir. Bugün, Haftar hükümeti ve destekçileri, nihayetinde meşru hükümet içinde birleşik bir Libya oluşturma amacıyla Türkiye ile müzakere etmektedir. Bir zamanlar karşı tarafın en güçlü aktörü olan Mısır, bugün Türkiye ile birlikte Libya’nın bir bütünlük sağlaması için çalışmaktadır. Libya örneği, zoraki yapay ittifakların kalıcı olmasının pek mümkün olmadığını göstermektedir.
Bugün, güçlü ve birleşik bir Libya’nın ortaya çıkması, Türkiye’nin ülkeyi desteklemesi, Mısır’ın desteği ve uzun zamandır Libya üzerinde etkisi olan İtalya’nın bu sürece destek vermesi ile mümkün olacaktır; ayrıca ABD’nin onayının da olduğu yönünde bilgiler var.
Libya örneğinde olduğu gibi, sadece düşmanlık ve karşıtlık üzerine kurulu stratejik temeli olmayan ittifakların etkili ve işlevsel olmadığı anlaşılmaktadır.
İsrail-Yunanistan İttifakı
Öte yandan, İsrail Devleti, kuruluşundan bu yana yalnızca kendi çıkarları için var olmaktadır ve başka bir devleti ya da ırkı kabul etmek bir yana, Yahudi topluluğu dışında kalan herhangi bir Hristiyan veya Müslüme insan olarak bile görmemektedir.
Bilindiği üzere, Gazze’de 100.000 insanı öldürüp Müslümanları yok etmeye çalışan soykırımcı İsrail devleti, kiliseleri bombalamaktan da çekinmemiştir. Batı Şeria ve Beyrut’ta, eski kiliselere füze atarak buralardaki Hristiyanların yok olmasına göz yummuştur.
Türkiye, imparatorluk geçmişine sahip bir ülkedir. Her gün, sabah akşam, gündeminde Yunanistan ya da İsrail’e yer vermemektedir. Ancak bu iki küçük devlet, sürekli olarak Türkiye’yi gündemlerine almakta ve söylemlerinde konularda kullanmaktadır. Çünkü bilinçaltlarında Türkiye hala büyük bir imparatorluk mirası taşımaktadır.
Türkiye’nin attığı her adım, kendi tarihi misyonu doğrultusunda ve askeri gücüne, milletine dayanarak gerçekleşmektedir. Kendinden emin bir şekilde ilerleyen Türkiye’nin oluşturduğu ittifaklar meşru ve bir misyona dayanmaktadır.
Öte yandan, Yunanistan ve İsrail’in kurmaya çalıştığı ittifak, düşmanlık üzerine inşa edilmiş olup, böyle bir temele dayalı ittifakların geleceği pek parlak görünmemektedir, Libya örneğinde olduğu gibi.
Özellikle Yunanların, zor zamanlarında İsrail’den yardım alacaklarına inanmaları durumunda, Batı Şeria’daki Hristiyanların durumuna bir kez daha bakarak bu inancı sorgulamaları gerekebilir.
İsrail, İngiltere, Fransa ve Belçika gibi birçok Batılı devletin desteğini giderek kaybetmektedir. Yunanistan ise Avrupa Birliği ve İsrail’den eşit yararlanma çabası içindedir. Ancak, meşru devletler İsrail’den uzaklaşırken, Yunanistan’ın İsrail’e olan bağlılığı bir diğer muamma olarak kalmaktadır.
