Amerika Birleşik Devletleri, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) karşı tutumunu sertleştiriyor. 18 Ağustos’ta, mahkemenin başkanı Tomoko Akane ve kıdemli dava avukatı Abdoulaye Seye, ABD’nin yaptırım listesine alındı. Bu, ABD’nin bir uluslararası mahkemenin görevdeki bir başkanına uyguladığı ilk yaptırım oldu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, UCM’yi “yolsuz ve fatal şekilde politikleşmiş” olarak nitelendirerek, mahkemenin ABD egemenliğini tehdit edememesi için mücadeleye devam edeceğini söyledi.
Ayrıca, bu yaptırımlarla birlikte artık mahkemenin 18 yargıcından dokuzunun, her iki başsavcısının ve eski baş savcı Karim Khan’ın isimleri de listede yer alıyor. Geçtiğimiz ay, ABD Dışişleri Bakanlığı, daha fazla yaptırım ve vize kısıtlamaları getirileceğini, üye devletlerden de mahkemeye finansman sağlamaktan vazgeçmelerini istedi.
Yaptırım uygulanan kuruluşlar, bankalara erişimlerini kaybettikleri, personel ödemelerini yapamadıkları ve kısa sürede büyük ölçüde fon kaybettikleri belirtiliyor. Mahkeme yargıcı Nicolas Guillou, bu durumu yalnızca yaptırımlarla sınırlı olmayan daha derin bir zarar olarak tanımlıyor; artık kimsenin ‘hedef’ olmak istememesi nedeniyle önemli kararların alınmadığını belirtiyor.
Bu gelişmeler, uluslararası hukukun varoluşsal bir kriz ile karşı karşıya olduğunu düşündürüyor. Uluslararası kurumların son yıllarda zayıfladığı ve devletlerin bir zamanlar sıkça başvurduğu kurallara daha az değer verdiği gözlemleniyor. Ancak günümüzdeki çöküş, baştan sağlıklı olan bir sistemin çürümesi olarak algılanmamalıdır. Uluslararası hukuk, tarih boyunca önemli yapısal kusurlara sahipti ve artık bu sorunlar görülmeye başlanmıştır.
