Rutin mamografi ne zaman alınmalı sorusu kafa karıştırıyor. Bazı sağlık kuruluşları kadınların 40 veya 45 yaşında başlamasını önerirken, bazıları ise bu yaşı 50 olarak belirliyor. Ayrıca, yıllık mı yoksa her iki yılda bir mi mamografi yaptırmanın daha iyi olduğu üzerine de görüş ayrılıkları var.
Bu çelişkili tavsiyelerin ardında, meme kanseri tarama kılavuzlarının ortalama riskte olan ve kanser belirtisi taşımayan kadınlar için hazırlandığı gerçeği yatıyor. Ancak meme kanserinin yaygınlığı nedeniyle, kimin gerçekten “ortalama” olduğu ve taramanın avantajları ile dezavantajları arasında nasıl bir denge kurulacağı bilinmiyor.
California Üniversitesi, San Francisco’dan Dr. Laura Esserman, “Meme kanseri tek bir hastalık değil” diyor. “Herkesin aynı riski taşımadığı bir durumda neden herkesi aynı şekilde taramak mantıklı olsun?”
Amerikan Kanser Derneği’ne göre, 2023 yılında ABD’de 320,000’den fazla kadına meme kanseri teşhisi konulacak. Ölüm oranları, büyük ölçüde daha iyi tedavilere bağlı olarak yıllar içinde düşse de, meme kanseri ABD’li kadınlar arasında en yaygın ikinci kanser ölüm nedeni olmaya devam ediyor.
Amerikan İç Hastalıkları Koleji’nin yeni kılavuzları, ortalama risk altındaki 50-74 yaş arası kadınların her iki yılda bir mamografi yaptırmasını öneriyor. 40-49 yaş grubundaki kadınların ise doktorlarıyla fayda ve zararları tartışarak, mamografi yaptırıp yaptırmama kararını vermeleri gerektiği belirtiliyor.
Bu tavsiye bir sürpriz niteliği taşıyor çünkü diğer birçok ABD sağlık kuruluşu, kadınların 40 yaşlarında mamografiye başlamalarını önermekte. Etkili Uygulama Görev Gücü, mamografi önerisini 50 yaşından 40 yaşına çekti.
Amerikan Kanser Derneği ise 45-54 yaş arası kadınlar için yıllık mamografi öneriyor, fakat 40’ta başlamayı seçebileceklerini belirtiyor. 55 yaş ve üzeri kadınlar için ise her iki yılda bir mamografi olma seçeneği sunuluyor ya da yıllık kontrollerine devam edebiliyorlar.
Uzmanlar, kadınların meme kanseri geliştirme risklerinin yüksekliğinin, daha sık tarama yapmanın faydasını artırdığını belirtiyor. Ancak BRCA1 veya BRCA2 genleri gibi bilinen risk faktörleri dışında, kadınların gerçekte ne kadar risk taşıdığını bilmeleri zor. Yaş, meme kanseri riskinin yaşla arttığı için uzun zamandır bir gösterge olarak kabul ediliyor.
Rutin mamografi uygulamaları, bazı durumlarda kanser veya agresif tümörlerin gözden kaçmasına neden olabiliyor. Kılavuzlar, kanseri erken yakalamanın faydaları ile şüpheli durumların incelenmesiyle oluşan stres ve ağrı gibi olası zararlar arasında bir denge kurmaya çalışıyor.
Dr. Carolyn Crandall, ABD İç Hastalıkları Koleji raporunun başkanı olarak, “40’lı yaşlarda mamografilerin hiç faydası yok demiyoruz, ancak burada faydayla zarar arasındaki denge daha dar” diyor.
Amerikan Kanser Derneği, 45 yaşında mamografiye başlamayı öneriyor çünkü 45-49 yaş grubundaki kadınlarda meme kanseri insidansının, 40’lı yaşların başına göre daha yüksek olduğunu vurguluyor.
Bazı uzmanlar ise, kadınların daha agresif bir meme kanseri geliştirme olasılığını belirlemenin yolunu bulamadıklarını ekliyor.
40 yaş üzerindeki kadınların neredeyse yarısı yoğun meme dokusuna sahip. Yoğun doku, mamografide bir tümörü fark etmeyi zorlaştırabiliyor ve meme kanseri geliştirme riskini biraz artırabiliyor. Mamografiden sonra, kadınlar meme yoğunluğu konusunda bilgilendiriliyor. Ancak uzmanlar, yoğun meme dokusuna sahip kadınların ek ultrason veya MR ile tarama yaptırmasının faydalı olup olmadığını henüz netleştirmiş değiller. Amerikan İç Hastalıkları Koleji’nin yeni kılavuzları, 3D mamografi yönteminin (dijital meme tomosentezi) düşünülmesini öneriyor.
Gelecekte, yalnızca bilinen BRCA genleri değil, ayrıca daha geniş risk faktörleriyle birlikte gen testi eklemek, kadınların optimal mamografi takvimini daha iyi belirlemelerine yardımcı olabilir.
WISDOM adlı ve 46,000’den fazla kadını kapsayan son bir çalışmada, yaş, genetik testler, yaşam tarzı, sağlık geçmişi ve meme yoğunluğu gibi faktörler kullanılarak kadınlar düşük, ortalama, yüksek veya çok yüksek riskte olarak sınıflandırıldı. Bu risk seviyeleri, mamografi başlangıç tarihini ve sıklığını belirledi. Yüksek risk grubundakilere yılda iki kez – bir mamografi ve bir MR – tarama önerildi. Risk tabanlı taramanın, standart yıllık mamografilerle karşılaştırıldığı sonucuna ulaşıldı.
Risk temelli tarama, yıllık tarama ile aynı şekilde etkili oldu. Ayrıca, gen testlerinde risk belirtilen 30% kadar kadının yakınlarında meme kanseri öyküsü bulunmadığı tespit edildi. Daha fazla araştırma devam ediyor ancak Esserman, erken bulguların kılavuzları etkilemesini umuyor.
Kadınların meme kanseri risklerini değerlendiren yapay zeka (AI) araçları da geliştiriliyor. Bu araçların, kadınların mamografilerindeki ipuçlarını temel alarak önümüzdeki yıllarda meme kanseri geliştirme riskini tahmin etmesi amaçlanıyor.
Şu anda, kadınlar doktorlarıyla yakın akrabalarında kanser öyküsünü, kendi genel sağlık durumlarını ve çocuk sahibi olma durumu gibi diğer risk faktörlerini konuşabilirler.
Hangi yaş ve aralıkta mamografi yaptıracaklarına karar verirlerse versinler, en iyi tavsiye düzenli olmasına devam etmeleri. Kanser Derneği uzmanı Robert Smith, “Meme taraması düzenli yapıldığında en iyi şekilde çalışıyor” diyor.
