“Freefall: A Reckoning for Boeing” belgeselini izledim. Bu belgesel, güvenlik ve kalite konularında endişelerini dile getiren Boeing çalışanları ve ihbarcılarına odaklanıyor. Bazıları, bu durumu belirtmekte büyük kişisel kayıplar yaşadı.
Belgeseli izlemeye, Boeing’in yaşadığı kurumsal felaketi düşünerek başladım. Aziz nesil 737 MAX 8 uçaklarından birinin düşmesi sonucu 189 kişi hayatını kaybetmişti. Beş ay sonra, başka bir 737 MAX 8 daha düştü ve bu kazada da 157 kişi yaşamını yitirdi.
Belgeseli tamamlarken, bir danışman olarak girdiğim birçok çalışma ortamını düşündüm. Genellikle bir yönetim kurulu veya yeni bir yönetim ekibi, çalışanların onlarla konuşmadığı için gerçeği bulmam amacıyla beni işe alırdı. Girdiğim her ortamda, korku kültürü ile karşılaştım. Çalışanlar, gizlilik sözleri verilmediği takdirde konuşmayı reddediyordu; çünkü başka çalışanların, fikirlerini açıkladıkları için işlerini kaybettiğini görmüşlerdi. Bu nedenle, hiç kimse liderlerinin gerçekleri duymak istediğine inanmayı tercih etmiyordu.
Bu durumun sonucu olarak, her organizasyonun, çalışanların liderlere söylemek istemedikleri bir şey olduğunu bildikleri için bu bilgiyi vermekten çekinirler. Çalışanlar konuşmaktan korktuklarında, sorunlar gizli kalır ve liderler bu sorunlardan haberdar olmaz.
Korku kültürü, liderlerin çalışanları korkutma niyetinde olup olmamalarına bağlı olmayarak gelişiyor. Çalışanlar, dürüst konuşmanın bedeli olduğunu öğrendikçe, bu kültür daha da derinleşiyor. Çalışanların, en son sesini çıkaran kişinin başına neler geldiğini görerek güvenli konuşma ortamını değerlendirdiklerini unutmamak gerekiyor.
Bir korku kültürünü tersine çevirmek, liderlerin duymadıkları şeylerle ilgili merak duymasıyla başlar. “Hangi kötü haberleri duymuyorum?”, “Organizasyonumda benimle doğruyu güvenle paylaşacak kim var?”, “Yapıma meydan okuyan çalışanlara ne oluyor?” gibi sorular sorulmalıdır. Ardından, bu dört soruyu çalışanlarınıza da sorun. Onların söylediklerini savunmak yerine dinleyin. Çalışanlar, seslerini çıkarmaya cesaret ettikleri an değişim gerçekleşebilir.
Boeing’in hatalarının sonuçları, birçok organizasyonun karşılaşamayacağı kadar büyük. Ancak liderlik dersi, bir uçağın gökten düşmesini gerektirmiyor. Çalışanlar, gerçeği söylemektense sessiz kalmayı daha güvenli bulduklarında, organizasyonlar kendi özgür düşüşlerine başlar.
