İsrail ve Türkiye’nin Suriye üzerindeki çelişkileri daha çok gündeme gelirken, olası bir askeri çatışmanın sonuçları üzerinde duruluyor. Türkiye, 1952’den beri NATO üyesi olarak, kolektif savunma hakkı çerçevesinde koruma talep edebilir. Ancak, İsrail’in Türkiye topraklarına doğrudan saldırması durumunda durum daha net olurken, Suriye’deki Türk ve İsrail güçleri arasındaki bir çatışma çok daha karmaşık hale gelebilir.
Soru, 18 Ağustos 2024’te İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Abu al-Duhur hava üssüne düzenlediği saldırıyla önem kazandı. Saldırının ardından Türkiye, bu durumu kınarken Suriye hükümeti, orada kalıcı bir Türk üssünün planlandığını yalanladı. Bu gelişmeler, Suriye’nin geleceği üzerindeki daha büyük bir mücadelenin parçası olarak değerlendiriliyor.
NATO’nun 5. Maddesi, bir üyesine yapılan bir silahlı saldırının, tüm üyelere yapılmış sayılacağını belirtirken, Türkiye’nin Suriye topraklarındaki askeri varlığı bu çerçeveye tam olarak oturmuyor. Bu nedenle, Suriye’deki Türk askerlerine yönelik bir İsrail saldırısı, ister istemez NATO saldırısı olarak değerlendirilmeyebilir.
Geography açısından, NATO’nun bu hakları belirlerken dikkate aldığı hususlar oldukça karmaşık. Herhangi bir müttefik, saldırıya uğrayan bir ülkeye yardım etmekle yükümlü olsa da, her ülkenin bu yardımın nasıl yapılacağına dair karar verme hakkı bulunuyor. Bu da, NATO üyelerinin askeri güç yerine istihbarat veya savunma sistemleri sağlama gibi alternatif yolları tercih etmelerini mümkün kılabilir.
