32. Sarajevo Film Festivali’nde en çok ilgi gören açık hava gösterimlerinden biri, yönetmen Rodrigo Sorogoyen’in “The Beloved” adlı filmi oldu. Film, 13 yıl boyunca kızıyla iletişim kurmayan bir yönetmenin, kızıyla yeniden bağlantı kurup onu yeni filminde oynatmasını konu alıyor. Sorogoyen, izleyicilerin arasında yükseltilmiş kırmızı bir platformda yürüyüp selam vererek sahneye çıktı. O geceki tavrı, filmdeki Esteban karakterinin kibirli duruşuyla tam zıttı. Sorogoyen’in bu filmi, merkezinde narsistik bir yönetmen olan, izleyiciyi sürekli bir kriz beklerken diken üstünde tutan bir psikolojik ayna işlevi görüyor.
“The Beloved,” baba ile kızı arasındaki çok gergin ilk karşılaşmayla başlıyor. İki karakterin yüzlerine yakın çekimler, oyunculara olan güveninizi risk altına alacak bir plan. Sorogoyen, başrolde İspanyol sinemasının tanınmış yüzlerinden Javier Bardem’i seçmiş. Konuşmanın başında, kızıyla barışmaya çalışan kırılgan bir adam gibi görünse de, geçmişlerinin bir versiyonu hakkında konuşmaya başladığında yüzü aniden soğuyor ve neredeyse şeytani bir ifadeye bürünüyor. Bu “baba”ya güvenmememiz gerektiği, onun muhtemelen istismarcı bir adam olduğu hemen anlaşılabiliyor.
Bardem’in karşısında durarak ona meydan okuyan Victoria Luengo Saez, kızı Emilia’yı oynuyor ve babasının beklentileriyle başa çıkmaya çalışıyor. Film boyunca Luengo’nun Emilia karakterine olan performansı, 2020 yapımı “Riot Police” mini dizisindeki keskin ekran varlığını yansıtıyor. Emilia’nın babasının teklifini kabul ettiğini gördüğümüzde, bu durumu uzlaşma yolculuğu olarak değil, evrenin ona sunduğu bir fırsat olarak algıladığını anlıyoruz.
Film, bir diğer film olan “Desierto”nun çekimlerine geçiyor. Sorogoyen’in bakış açıları burada çoğalıyor; her şey, Sorogoyen’in, Esteban’ın ve ikisi arasındaki üçüncü bir siyah-beyaz lensle aktarılıyor. Özellikle anlatı katmanlarıyla ilgilenenler için “The Beloved” bir ziyafet niteliğinde.
