Avustralyalıların her yıl daha az iletişim kurduğuna dikkat çeken bir araştırma, 2005 ile 2019 yılları arasında günlük konuşma kelimelerinde ortalama 338 kelime kaybı yaşandığını gösterdi. Bu, kişi başına yıllık 120.000 kelimeye eşdeğer bir kayba denk geliyor.
Bu durum, kısmen hızla gelişen yapay zeka araçları ve sohbet botlarının sunduğu “empatik” dinleme özellikleriyle ilişkili. Ancak, insanlığın temel unsurlarından biri olan farklı bakış açılarına kulak verme yetisini kaybetmek büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor.
Ulusal Avustralya Kütüphanesi’nde 2018-2024 yılları arasında en büyük sözlü tarih koleksiyonunu yöneten bir tarihçi olarak, insan sesinin ve hikaye anlatımının gücünü anlamaya çalıştım. Bu koleksiyon, 1957’de kurulmuş olup, 58.000 saatin üzerinde kayıttan oluşmaktadır.
Bu geniş koleksiyon, Avustralya’nın yerli halklarının tarihine ait derin anıları ve 19. yüzyıldan gelen birinci şahıs hikayelerini içermekte. Farklı dönemlerden ve geçmişlerden gelen binlerce Avustralyalı’nın hikayelerini dinlemek, dinlemenin ne anlama geldiğini daha iyi anlamamı sağladı.
Dinleyerek, sosyal çevrelerimizin daraldığı bir dünyada, farklı seslerle karşılaşmanın değerini kavrıyorum. Bağlantı kurduğumuz anlar, insanlığımızı paylaşmanın en iyi yollarından biri olarak öne çıkıyor. Empati kurmak ve başkalarının deneyimlerine açılmak, hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımız üzerinde olumlu etkiler yaratıyor.
Empati, dinlemenin sunduğu en değerli armağandır. Konuşmayı ve dinlemeyi azalttığımızda yaşayacağımız kayıplar çok büyük olacak. Bu tür deneyimlerin paylaşıldığı ortamlar, bizim sabırlı olmamıza ve farklılıklara değer vermemize olanak tanıyor. Genel olarak, geçmişle olan bu bağlar, insanlığımızın paylaşılan anlarıyla birleşerek hâlâ günümüzde güçlü bir yankı yaratıyor.
