Türkiye’nin terörsüz inisiyatifi kapsamında, birçok entelektüel bu sürecin ulusal sınırların ötesine geçeceğini öngörmüştü. Türkiye Cumhuriyeti, bölgesel güç konumunu sağlamlaştırarak komşu ülkelerin istikrarına katkı sağlamayı amaçlıyor. Ancak, tüm dış etkinliklerine rağmen, içte PKK’nın varlığı önemli bir sorun olarak devam ediyor.
Son yıllarda PKK’nın zayıfladığı görülse de, Irak’taki Kandil Dağları ve bazı bölgelerde ile Suriye’deki varlığı Ankara için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Bu durumda, PKK’nın kendini lağvetme sürecinin sadece Türkiye ile mi sınırlı kalacağı, yoksa Irak, İran ve özellikle Suriye’deki bağlantılı grupları da kapsayıp kapsamayacağı sorusu gündeme geliyor.
Suriye’de YPG ve bağlı gruplar askeri kapasitelerini abartarak sık sık Suriye devletinden daha güçlü olduklarını iddia ediyordu. Ancak, Suriyeliler YPG ile karşılaştığında, bu grupların gerçek gücünün asla iddia ettikleri kadar olmadığını hemen ortaya koydular. Suriye Ulusal Ordusu, bir hafta içinde terörist grupları yenerek, devletin otoritesini tekrar sağladı.
Savaş sürecinin tam ortasında Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şaraa, tarihi bir açıklama yaptı. Artık Suriye’deki Kürtlerin eşit ve tam vatandaş olarak, diğer Suriyelilerle aynı hak ve statüye sahip olacağını duyurdu. Ayrılıkçı hareketlere ve temel hakların güvence altına alınması için mücadelelere ihtiyaç kalmayacak.
Bu gelişmelerin üzerine YPG’nin kendini lağvettiğini ve Suriye ulusal devletine entegre olacağını açıklaması dikkat çekti. Aynı zamanda, grubun liderlerinden Ferhat Abdi Şahin’in el-Şaraa’ya danışmanlık yapacağı kaydedildi.
Barış sürecinin başlamasıyla birlikte müzakere, uzlaşma ve ileriye dönük planlama daha da kolaylaşacak. Artık, Esad döneminin düşmanlık, inkâr ve marjinalleşme politikalarının sona erdiği görünmekte. Yeni Suriye’de Araplar, Kürtler ve Türkmenler, ortak bir ulusal kimlik içinde eşit ortaklar olarak bir arada yaşamaya hazırlanıyorlar.
Türkiye açısından da önemli ilerlemeler kaydedildi. Parlamento, terörle mücadeleye yönelik çerçeve yasasını onaylarken, süreci denetleyecek uzman bir komisyon kuruldu. Komisyonun ilk toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında yapıldı.
Türkiye’nin terörsüz vizyonu gelişmesini sürdürecekken, Irak da kendi geleceği için bir istikrar paketi açıkladı. Eylül ayından itibaren tüm terör grupları silahlarını bırakmaya ve ya teslim olmaya ya da Irak Ulusal Ordusu’na entegre olmaya çağrıldı.
PKK’nın dissolusyonu, Türkiye’nin terörle mücadele inisiyatifi çerçevesinde Suriye’nin istikrarı için de bir dönüm noktası olarak görülüyor. Irak, istikrar yolunda adımlarını kararlı bir şekilde ilerletiyor. Önümüzdeki süreçte, Türkiye sınırlarını korumak için ek askeri çabaya ihtiyaç duymayacak, doğudaki sınırları diğer uluslararası sınırlar gibi güvenli bir şekilde korunacak.
Elbette, Suriye ve Irak’taki istikrar, Türkiye’nin iç istikrarını da güçlendirecektir. Türkiye, son zamanlarda Mekke ittifakı gibi çok taraflı ilişkilerle bu dengeyi daha da sağlamlaştırdı ve bölgesel düzenin bir dayanağı olma rolünü pekiştirdi.
